IB ESS HL Environmental Ethics: Anthropocentrism, Biocentrism, Ecocentrism
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Aynı nehir, iki farklı insan için iki farklı hikaye anlatabilir, biri için içme suyu, diğeri için enerji kaynağı, bir başkası için kutsal bir yaşam alanı. IB Environmental Systems and Societies (ESS) konu 1.1 Perspectives tam olarak bunu anlatır, çevre sorunlarında tek bir “doğru” bakış açısı yoktur, ama iyi gerekçelendirilmiş birden fazla bakış açısı vardır.
Bu bölüm, ünite boyunca tekrar tekrar karşına çıkar çünkü ESS sadece “ne oluyor?” sorusunu sormaz; “kim etkileniyor, kim karar veriyor, kim neye değer veriyor?” sorularını da aynı anda sorar. Burada ana kelimeler şunlar: perspective, values, beliefs, stakeholders ve Environmental Value Systems (EVS). Kısaca; perspective olaylara hangi pencereden baktığın, values önem verdiğin şeyler, beliefs doğru kabul ettiğin fikirler, stakeholders karardan etkilenen gruplar, EVS ise bu bakışı açıklayan modeldir.
Bu yazının sonunda EVS türlerini ayırt edebilir, bir çevre sorununda paydaşların bakışını okuyabilir, IB tarzı cevap için pratik bir iskelet çıkarabilirsin.
IB ESS 1.1 Perspectives, çevresel sorunların (climate change, deforestation, water pollution gibi) farklı insanlar için farklı anlamlara geldiğini öğretir. Bu fark, çoğu zaman kişinin hangi değerlerle büyüdüğü, hangi riskleri yaşadığı, ekonomide nerede durduğu ve bilime ne kadar güvendiğiyle şekillenir.
ESS burada “system thinking” yaklaşımını kullanır, yani tek bir kararı sadece çevre başlığıyla değil, sosyal ve ekonomik sonuçlarıyla birlikte okur. Bir baraj projesi düşün, enerji üretir, bazı bölgelerde tarımı destekler, ama habitat kaybı yaratabilir ve yerinden edilme doğurabilir. Rüzgar türbini kurmak karbonu azaltır, ama gürültü ve görsel etki tartışması çıkarabilir. Maden açmak istihdam yaratır, ama su kirliliği ve arazi bozunumu riski taşır.
Bu yüzden ESS cevaplarında stakeholder conflict ve trade-offs göstermek notu yükseltir. Grade Boundary yaklaşınca fark yaratan şey, “benim görüşüm bu” demek değil, karşıt görüşleri adil biçimde kurup tartmaktır. Yani değerlendirici, senin tek tarafa yaslanmadığını, sistemin tamamını gördüğünü arar.
Perspectives çoğu zaman bir “karakter özelliği” değil, koşulların ürettiği bir sonuçtur; aynı veri seti bile iki kişide farklı risk algısı doğurabilir. Bu farkın kaynağını açıklayabilmek, sınavda “uncertainty” ve yorum farkını daha iyi yazmanı sağlar.
Burada kritik nokta şudur: ESS’te belirsizlik her zaman vardır, ama bu belirsizlik, tartışmayı bitirmez; tartışmayı yapılandırır.
Bu üç kavram karışınca EVS analizi de bulanıklaşır; IB dilinde net ayrım yapmak puan kazandırır.
Values daha derin ve kalıcı önceliklerdir, “doğanın kendi başına değeri var” demek bir value örneğidir. Beliefs dünyaya dair doğru kabul edilen fikirlerdir, “teknoloji her sorunu çözer” bir belief olabilir. Attitudes ise belli bir konuya dönük daha hızlı değişebilen tutumlardır, “nükleer enerjiye şu an karşıyım” bir attitude örneğidir.
EVS yazarken bu ayrım işe yarar çünkü aynı kişi, doğaya değer verir (value), ama belirli çözüme karşı durabilir (attitude). Yani çelişki gibi görünen şey aslında katmanlı bir bakış olabilir.
Environmental Value Systems (EVS), çevreye bakışı açıklamak için kullanılan bir model gibi çalışır. Modelin “girdileri” vardır; eğitim, kültür, ekonomi, medya, bilimsel okuryazarlık gibi faktörler. “Çıktıları” da vardır; oy verme davranışı, tüketim alışkanlığı, çevre politikası desteği, activism gibi tercihler.
EVS sabit değildir, zamanla değişebilir, hatta hızlı değişebilir. Yeni teknoloji, ekonomik kriz, büyük bir kuraklık, iyi bir eğitim programı, hepsi EVS’i dönüştürebilir (it’s not fixed). Sınavda EVS kullanarak argüman kurmak, dağınık fikirleri toparlar; değerlendirici senin gerekçe zincirini açık görür.
Bu tür çevre dünya görüşlerine giriş için temel bir kaynak olarak, University of the People’ın açık ders içeriğindeki çevre bilimi bölümleri faydalı bir arka plan sunar: https://my.uopeople.edu/pluginfile.php/57436/mod_book/chapter/37627/Essentials%20of%20Environmental%20Science2_Optimized.pdf
IB, Ecocentric, Anthropocentric, Technocentric diye üç ana EVS türü öğretir, ama gerçek yaşam “tek kutu” değildir. Bu üçü bir spectrum gibi düşünülür; çoğu insan karışıktır ve bağlama göre yaklaşımı değişir.
Örneğin biri biyoçeşitliliği çok önemseyebilir (ecocentric eğilim), ama aynı anda bölgede işsizlik varsa madene tamamen kapıyı kapatmayabilir (anthropocentric eğilim). Bu tür karışımı göstermek, cevaplarını daha gerçekçi yapar.
Paper 1 ve Paper 2’de işine yarayacak basit bir yazma planı şudur:
Bunu “claim, evidence, implication” mantığıyla düşün: iddian var, kanıtın var, sonuçta bu ne anlama geliyor?
Aşağıdaki üç yaklaşım, çevre kararlarını “kim için, hangi değerle” aldığını görmeni sağlar. Her biri bazı sorunlarda iyi çalışır, bazı sorunlarda kör noktalar üretir.
Ecocentric EVS, doğayı bir kaynak deposu değil, kendi başına değer taşıyan bir sistem olarak görür. Bu yaklaşım biodiversity, wilderness, düşük tüketim ve precautionary (önlem odaklı) düşünceyle uyumludur.
Korunan alan ilanı, av yasağı, fossil fuels projelerine karşı çıkış gibi kararlar bu bakışla daha kolay savunulur. Güçlü yanı ekosistem bütünlüğünü korumayı öncelemesidir; zayıf yanı ise kısa vadeli ekonomik maliyetlerin ve uygulanabilirlik sorunlarının büyüyebilmesidir.
İklim etkilerinin toplumla ilişkisini ele alan klasik bir derleme olarak Rockefeller University alanındaki SCOPE çalışmaları, “doğa ve toplum etkileşimi” çerçevesine iyi bir arka plan verir: https://phe.rockefeller.edu/wp-content/uploads/2019/10/10.1.1.123.6896.pdf
Anthropocentric EVS, doğayı çoğu zaman insan refahı üzerinden değerlendirir, ama bu doğayı önemsemediği anlamına gelmez. Sürdürülebilirlik fikrini “insan sağlığı, ekonomi, gelecek kuşaklar” temelinde kurar; temiz su, gıda güvenliği, yaşam kalitesi gibi çıktılar öne çıkar.
Sürdürülebilir tarım, temiz su altyapısı, kontrollü ormancılık gibi çözümler burada güçlü örneklerdir. Güçlü yanı pratik politika üretmesi ve denge aramasıdır; zayıf yanı doğayı sadece “yararlıysa koru” noktasına indirgeme riskidir.
Sürdürülebilirlik değerlendirmesi yaklaşımına örnek olarak, üniversite kampüslerinde sürdürülebilirlik ölçümü üzerine hazırlanmış WMU çalışması “değerleri ölçülebilir hedeflere çevirme” fikrini iyi gösterir: https://scholarworks.wmich.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2435&context=honors_theses
Technocentric EVS, innovation ve verimlilik artışıyla sorunların yönetilebileceğini savunur. Enerji dönüşümü, atık yönetimi, izleme sistemleri ve büyük ölçekli yatırımlar bu yaklaşımın tipik araçlarıdır.
Carbon capture, nuclear power, advanced recycling, GM crops gibi çözümler technocentric düşünceyle daha “mantıklı” görünür. Güçlü yanı ölçeklenebilir çözüm üretmesidir; zayıf yanı teknolojiye aşırı güven, eşitsizlik ve unknown side effects riskidir. “Çözüm var” demek kolaydır, ama kim ödeyecek, kim yararlanacak, kim risk alacak soruları boş kalırsa cevap zayıflar.
Teknolojinin çevre izleme tarafına örnek olarak UC Davis bağlantılı robotik ve biyolojik çeşitlilik izleme raporu, technocentric yaklaşımın nasıl gerekçelendirilebileceğini gösterir: https://urbansciencelab.ucdavis.edu/sites/g/files/dgvnsk12056/files/inline-files/UK-RAS-WP-RAS-for-Environmental-Sustainability-Web-single.pdf
Paper 1’de veri okuma soruları gelirken, perspectives çoğu zaman yorum kısmında görünür; aynı grafik farklı stakeholder’lar için farklı sonuç anlamına gelebilir. Paper 2’de ise daha açık “evaluate” ve “discuss” tarzı sorularda balanced evaluation beklenir, yani artı eksi, kısa uzun vade, farklı değer sistemleri.
Internal Assessment aşamasında da EVS çok iş görür çünkü iyi bir research question, paydaşları ve ölçülebilir değişkenleri düşünerek kurulur. Extended Essay yazan öğrenciler için de aynı şey geçerlidir; “hangi değer sistemi hangi kanıtı daha ikna edici bulur?” sorusu metni derinleştirir.
Kısa kontrol listesi, yazarken gözün bir köşesinde dursun: tanım, EVS etiketleme, stakeholder, veri kullanımı, karşı argüman, dengeli sonuç.
MIT Economics’teki iklim politikası değerlendirmesi gibi çalışmalar, “politika seçimi” tartışmasında kanıt kullanımına iyi bir örnek verir: https://economics.mit.edu/sites/default/files/inline-files/MVPF%20Climate%20Policy%20Oct%2027.pdf
IB ESS 1.1 Perspectives, EVS ve üç yaklaşım (Ecocentric, Anthropocentric, Technocentric) dersin ortak dili gibidir; sonraki her konuda aynı dili konuşman beklenir. Sınavda yüksek puan, tek bir doğruyu bulmaktan değil, farklı doğruları dengeli kurmaktan gelir.
Bugün bir çevre haberi seç, üç stakeholder belirle, her biri için EVS etiketi koy, sonra bunu Paper 2 tarzı kısa bir paragraf planına çevir. IB Dershanesi çalışırken de aynı rutini ders notlarına eklediğinde, Internal Assessment ve Extended Essay sürecinde daha hızlı netleştiğini göreceksin.
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehri kirleten fabrikanın bacası sadece duman mı çıkarır, yoksa görünmeyen bir fatura da mı üretir? IB ESS’de environmental economics, tam olarak bu görünmeyen faturayı
Bir nehre atılan atık, bir gecede balıkları öldürebilir, ama o atığın durması çoğu zaman aylar, hatta yıllar alır. Çünkü çevre sorunları sadece “bilim” sorusu değil,
Şehirde yürürken burnuna egzoz kokusu geliyor, ufuk çizgisi gri bir perdeyle kapanıyor, bazen de gözlerin yanıyor; bunların hepsi urban air pollution dediğimiz konunun günlük hayattaki
Şehir dediğimiz yer, sadece binalar ve yollardan ibaret değil, büyük bir canlı organizma gibi sürekli besleniyor, büyüyor, ısınıyor, kirleniyor, bazen de kendini onarmaya çalışıyor. IB
IB ESS Topic 8.1 Human populations, insan nüfusunun nasıl değiştiğini, bu değişimin nedenlerini ve çevre üzerindeki etkilerini net bir sistem mantığıyla açıklar. Nüfusu bir “depo”
Bir gün marketten eve dönüyorsun, mutfak tezgahına koyduğun paketli ürünlerin çoğu, aslında üründen çok ambalaj gibi görünüyor. Üstüne bir de dolabın arkasında unutulan yoğurt, birkaç
Evde ışığı açtığında, kışın kombiyi çalıştırdığında ya da otobüse bindiğinde aslında aynı soruyla karşılaşıyorsun, bu enerjiyi hangi kaynaktan üretiyoruz ve bunun bedelini kim ödüyor? IB
Bir musluğu açtığında akan su, markette aldığın ekmek, kışın ısınmak için yaktığın yakıt, hatta telefonunun içindeki metal parçalar; hepsi natural resources (doğal kaynaklar) denen büyük
Gökyüzüne baktığında tek bir “hava” var gibi görünür, ama aslında atmosfer kat kat bir yapı gibidir ve her katın görevi farklıdır. IB Environmental Systems and