IB ESS HL Environmental Ethics: Anthropocentrism, Biocentrism, Ecocentrism
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
IB Economics çalışırken özellikle Microeconomics biriminde seni en çok takip eden iki kelime var: supply ve demand. İster SL ister HL ol, 2.1 Demand, 2.2 Supply ve 2.3 Competitive market equilibrium konularını anlamadan bu ünitede güvenle ilerlemek mümkün olmuyor.
Bu yazıda supply ve demand kavramlarını hem günlük hayata yakın bir dille, hem de IB sınav diline tam uyumlu şekilde göreceksin. Buradaki tanımlar, Paper 1 ve Paper 2 yazılı sorularında, Internal Assessment yorumlarında ve hatta Extended Essay içinde microeconomics başlığı seçtiğinde tekrar tekrar karşına çıkar, bu yüzden bu temeli şimdiden sağlam kurmak notlarını doğrudan etkiler.
Amacımız, kavramları ezberlemen değil, mantığını anlaman. Böylece Grade Boundary çizgisinde kalmak yerine rahatça üzerine çıkabileceksin.
Ekonomide her piyasada iki taraf var: tüketiciler ve üreticiler. Tüketiciler bir malı ne kadar almak istediklerine karar verir, buna demand diyoruz; üreticiler ise ne kadar satmak istediklerine karar verir, buna da supply diyoruz. Fiyat dediğimiz şey, bu iki tarafın karşılaşmasından çıkar ve bu yüzden supply ve demand, Microeconomics ünitesinin kalbinde yer alır.
IB Economics’te senden beklenen, bu kavramları hem kelimesi kelimesine doğru tanımlaman hem de grafikler ve örnekler üzerinden yorumlayabilmen. Şimdi bunları sınav odaklı, ama akılda kalacak şekilde netleştirelim.
IB tarzı tanımıyla demand, belirli bir fiyat seviyesinde ve belirli bir zaman diliminde, tüketicilerin satın almaya istekli ve muktedir oldukları (willing and able) mal veya hizmet miktarıdır. Buradaki “willing” ve “able” kelimeleri birlikte önemlidir, çünkü sadece istemek yetmez, aynı zamanda o malı ödeyebilecek gelire ve bütçeye de sahip olmak gerekir.
Bu yüzden “demand” ile “quantity demanded” kavramlarını ayırmak gerekir. Demand, tüm price–quantity ilişkisinin tamamını anlatır, yani tüm demand curve’ü temsil eder; quantity demanded ise belirli bir fiyat noktasındaki talep edilen miktardır.
Basit bir örnek düşün; yeni çıkan bir spor ayakkabıyı istiyorsun, ama fiyat çok yüksek olduğu için bütçene uymuyor. Ayakkabıyı sevmen seni “willing” yapar, fakat paran yetmediği için “able” kısmı eksik kalır, yani gerçek demand oluşmaz.
IB sınav diline uygun olarak supply, belirli bir fiyat seviyesinde ve belirli bir zaman diliminde, firmaların üretmeye ve piyasaya sunmaya istekli ve muktedir oldukları mal veya hizmet miktarıdır. Üreticiler genelde kâr (profit) maksimize etmeye çalıştıkları için, fiyatlar yükseldikçe daha çok üretim yapmaya istekli olurlar.
Burada da supply ile quantity supplied arasında net bir ayrım vardır. Supply, price ile quantity arasındaki ilişkinin tamamını, yani supply curve’ü anlatır; quantity supplied ise sadece belirli bir fiyatta firmaların sunduğu miktardır.
Supply ve demand kavramlarını daha detaylı görmek istersen, üniversite düzeyinde hazırlanmış kısa bir özet olan “SUPPLY AND DEMAND” ders notları sana ek pratik sağlayabilir.
Demand konusunu IB Economics 2.1 başlığına benzer bir akışla düşünebilirsin. Önce law of demand mantığını kurmak, sonra demand curve’ü okumayı öğrenmek, ardından da hareketler (movements) ve kaymalar (shifts) arasındaki farkı görmek gerekir. Bunların hepsi bir kez oturunca, grafik sorularını yorumlamak çok daha kolay gelir.
Law of demand, ceteris paribus (yani “diğer tüm koşullar sabitken”) fiyat ile quantity demanded arasında ters yönlü bir ilişki olduğunu söyler. Başka bir deyişle, fiyat düştükçe talep edilen miktar artar, fiyat yükseldikçe talep edilen miktar azalır.
Bunun arkasında iki temel fikir vardır. Income effect, fiyat düşünce tüketicinin reel gelirinin artmış gibi hissetmesini ve bu yüzden daha çok satın almasını anlatır. Substitution effect ise, malın relatife olarak daha ucuz hale gelmesiyle, tüketicinin diğer mallar yerine bu ürünü tercih etmesini açıklar. IB’de bu iki terimi isim olarak bilmen, kısa açıklamalarla destekleyebilmen genelde yeterli olur.
Demand curve’ü çizerken yatay eksen (x-ekseni) quantity, dikey eksen (y-ekseni) price gösterir. Demand curve negatively sloped olduğu için, grafik soldan sağa doğru aşağıya eğilir; bu da law of demand’in görsel halidir, yani fiyat azaldıkça quantity demanded artar.
Sınavda “Why is the demand curve downward sloping?” sorusuna, fiyat ile talep arasında ters yönlü ilişki olduğunu, income effect ve substitution effect sayesinde tüketicilerin düşük fiyatlarda daha çok alım yaptığını söyleyebilmelisin. Sinema bileti örneğini düşün; bilet fiyatları yarıya inse, aynı ay içinde daha fazla filme gitmeye istekli olursun, bu da demand curve üzerinde daha sağda bir quantity noktasına geçmen anlamına gelir.
IB sınavlarında öğrencilerin en çok karıştırdığı noktalardan biri burada ortaya çıkar. Price değiştiğinde, demand curve’in kendisi değişmez, sadece curve üzerindeki noktalar arasında hareket olur; buna movement along the demand curve denir ve fiyat artışında contraction in demand, fiyat düşüşünde extension in demand kavramları kullanılır.
Buna karşılık, fiyat dışındaki bir faktör değişirse, örneğin gelir artarsa veya tüketici zevkleri değişirse, tüm demand curve sağa veya sola kayar, buna shift in demand denir. Burada artık “demand changed” demek doğrudur. IB grafik sorularında, ok yönünü, yeni eğriyi ve açıklamayı doğru kurmak, hem Paper 1 paragraflarında hem de Internal Assessment yorumlarında sana net puan kazandırır.
Demand üzerinde etkili olan başlıca faktörleri beş grupta toplayabilirsin:
Bu faktörlerin her biri ceteris paribus varsayımını bozduğu için, fiyat sabit kalsa bile demand curve’in sağa veya sola kaymasına yol açar.
Şimdi IB Economics 2.2 Supply konusuna paralel şekilde, law of supply, supply curve, movement ve shift farkı ile supply belirleyicilerine bakalım. Demand tarafındaki mantığı kurduysan, supply tarafı sana daha simetrik ve tahmin edilebilir gelecektir.
Law of supply, ceteris paribus koşulu altında, price ile quantity supplied arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu söyler. Yani fiyat arttıkça firmalar daha fazla quantity supplied sunmaya isteklidir, fiyat düştükçe de daha az üretim yapma eğilimindedir.
Bunun en temel nedeni, firmaların kâr (profit) arayışıdır. Daha yüksek fiyatlar, her bir birimden daha yüksek gelir elde edilmesi anlamına gelir, bu da özellikle maliyetler sabitken üreticileri daha çok üretim yapmaya teşvik eder. IB’de “Why is the supply curve upward sloping?” sorusuna, artan fiyatların daha yüksek kâr beklentisi oluşturduğunu ve bu yüzden quantity supplied’ın yükseldiğini söyleyebilmen beklenir.
Bu ilişkiyi konu alan, lise ve üniversite seviyesine uygun kısa bir çalışma için Wharton’ın hazırladığı “The Laws of Supply and Demand” materyali sana ek pratik sağlayabilir.
Supply curve çiziminde de dikey eksen price, yatay eksen quantity gösterir. Supply curve upward sloping olduğu için grafik soldan sağa doğru yükselir; bu, law of supply’in görsel halidir ve artan fiyatlarla birlikte quantity supplied’ın arttığını ifade eder.
Basit bir örnek düşün; bir çiftçi domates üretiyor ve piyasa fiyatı yükseliyor. Fiyat yükseldikçe, çiftçi daha çok araziyi domates için kullanmaya ve daha fazla işçi çalıştırmaya karar verebilir, bu da supply curve üzerinde daha yüksek bir quantity supplied noktasına geçmesi anlamına gelir. IB çizim kurallarında eksenleri doğru isimlendirmek, curve’leri etiketlemek ve doğru yönü göstermek önemlidir, fakat bu bölümü çok teknik hale getirmene gerek yoktur.
Demand tarafında olduğu gibi, supply tarafında da price değişimi ile curve kaymalarını ayırmak gerekir. Fiyat değiştiğinde, supply curve sabit kalır, sadece curve üzerinde hareket olur; buna movement along the supply curve denir. Fiyat artışında expansion in supply, fiyat düşüşünde contraction in supply ifadesi kullanılır.
Fiyat dışı bir faktör değişirse, örneğin üretim maliyetleri düşerse veya devlet yeni bir vergi getirirse, tüm supply curve sağa veya sola kayar. Bu durumda artık “supply increased” veya “supply decreased” demek doğru olur. Internal Assessment içinde gazete haberlerini yorumlarken, çoğu öğrenci vergi veya sübvansiyon gibi haberlerde sadece price değişimine odaklanıp curve kaymasını atlar; bu hatayı senin yapmaman, yorum kaliteni hemen yukarı taşır.
Supply curve’i etkileyen ana faktörleri birkaç başlıkta toplayabilirsin:
Bu faktörlerin hepsi, ceteris paribus varsayımını bozarak, fiyat sabitken bile entire supply curve’i sağa veya sola kaydırır. Supply ve demand ile ilgili daha geniş bir özet görmek istersen, Valdosta State University’nin “Supply and Demand” notları de işine yarayabilir.
Şimdi 2.3 Competitive market equilibrium kısmına hazırlık sayılabilecek bölümdeyiz. Demand curve ile supply curve bir grafikte bir araya geldiğinde, fiyatın ve miktarın nasıl belirlendiğini göreceğiz. Bu mantığı kurduğunda, “excess demand”, “excess supply” ve “equilibrium price” gibi ifadeleri rahatlıkla açıklayabilecek hale gelirsin.
Market equilibrium, competitive market içinde quantity demanded ile quantity supplied’ın eşit olduğu price seviyesini anlatır. Bu noktadaki fiyata equilibrium price, bu fiyattaki quantity’ye ise equilibrium quantity denir.
Bu durumda ne alıcılar ne satıcılar, fiyatın değişmesi için ek bir baskı oluşturmaz. Grafik üzerinde demand curve ve supply curve’in kesiştiği nokta, tam olarak market equilibrium noktasıdır. IB Economics’te, equilibrium kavramını hem sözel tanımla yazabilmeli hem de grafikte doğru noktayı işaretleyebilmelisin. Daha ileri düzey equilibrium analizleri için, üniversite ders notları içinde yer alan kısa microeconomics özetleri da referans olabilir.
Market equilibrium bozulduğunda, iki olasılık ortaya çıkar. Fiyat, equilibrium price’ın altında kalırsa, quantity demanded, quantity supplied’dan daha büyük olur ve shortage ya da excess demand yaşanır; bu durumda tüketiciler ürünü bulmakta zorlandığı için fiyat üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşur.
Ters durumda, fiyat equilibrium price’ın üzerinde kalırsa, quantity supplied, quantity demanded’ı aşar ve surplus ya da excess supply ortaya çıkar. Raflarda satılmayan ürünler birikir, firmalar stokları eritmek için fiyatları düşürme eğilimine girer. IB sınavında “Explain how a market moves from disequilibrium to equilibrium” tarzı bir soruda, bu fiyat ayarlama sürecini sözlü olarak anlatman beklenir; yani shortage durumunda fiyatın yükselerek, surplus durumunda ise düşerek tekrar equilibrium price’a yaklaştığını açıklamalısın.
Supply ve demand, IB Economics içinde sadece ilk ünitede karşına çıkan basit bir grafik konusu değil, tüm program boyunca yanında taşıyacağın bir analiz aracı gibi çalışır.
Teoriyi derinleştirmek istediğinde, farklı üniversitelerin .edu uzantılı giriş düzeyi microeconomics ders notlarına bakmak sana ekstra güven sağlayabilir; örneğin sınıf notu tarzındaki kaynaklar için Reed College Economics notları gibi pdf’ler iyi bir başlangıçtır.
Bu yazıda demand, supply, demand curve, supply curve, law of demand, law of supply ve market equilibrium kavramlarını IB Economics diline uygun, ama akıcı bir Türkçe ile toparladın. Şimdi kendine küçük bir checklist hazırlayabilirsin: Talep kimden gelir, arz kimden gelir, price hangi yönde hareket ettiğinde ne olur, hangi durumda curve kayar, hangi durumda sadece curve üzerinde movement olur?
Bu soruları kendi kendine cevaplayabildiğinde, Microeconomics konularında sağlam bir temel kurmuş olursun. Bu temel oturduktan sonra elasticity, market failure ve government intervention gibi konular sana çok daha anlaşılır ve sistemli görünecek. Zaman zaman grafik çizip, tanımları yüksek sesle tekrar ederek ilerlersen, hem sınav stresin azalır hem de kavramları uzun süre unutmazsın.
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehri kirleten fabrikanın bacası sadece duman mı çıkarır, yoksa görünmeyen bir fatura da mı üretir? IB ESS’de environmental economics, tam olarak bu görünmeyen faturayı
Bir nehre atılan atık, bir gecede balıkları öldürebilir, ama o atığın durması çoğu zaman aylar, hatta yıllar alır. Çünkü çevre sorunları sadece “bilim” sorusu değil,
Şehirde yürürken burnuna egzoz kokusu geliyor, ufuk çizgisi gri bir perdeyle kapanıyor, bazen de gözlerin yanıyor; bunların hepsi urban air pollution dediğimiz konunun günlük hayattaki
Şehir dediğimiz yer, sadece binalar ve yollardan ibaret değil, büyük bir canlı organizma gibi sürekli besleniyor, büyüyor, ısınıyor, kirleniyor, bazen de kendini onarmaya çalışıyor. IB
IB ESS Topic 8.1 Human populations, insan nüfusunun nasıl değiştiğini, bu değişimin nedenlerini ve çevre üzerindeki etkilerini net bir sistem mantığıyla açıklar. Nüfusu bir “depo”
Bir gün marketten eve dönüyorsun, mutfak tezgahına koyduğun paketli ürünlerin çoğu, aslında üründen çok ambalaj gibi görünüyor. Üstüne bir de dolabın arkasında unutulan yoğurt, birkaç
Evde ışığı açtığında, kışın kombiyi çalıştırdığında ya da otobüse bindiğinde aslında aynı soruyla karşılaşıyorsun, bu enerjiyi hangi kaynaktan üretiyoruz ve bunun bedelini kim ödüyor? IB
Bir musluğu açtığında akan su, markette aldığın ekmek, kışın ısınmak için yaktığın yakıt, hatta telefonunun içindeki metal parçalar; hepsi natural resources (doğal kaynaklar) denen büyük
Gökyüzüne baktığında tek bir “hava” var gibi görünür, ama aslında atmosfer kat kat bir yapı gibidir ve her katın görevi farklıdır. IB Environmental Systems and