IB ESS HL Environmental Ethics: Anthropocentrism, Biocentrism, Ecocentrism
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehri kirleten fabrikanın bacası sadece duman mı çıkarır, yoksa görünmeyen bir fatura da mı üretir? IB ESS’de environmental economics, tam olarak bu görünmeyen faturayı görünür kılmaya çalışır, çünkü çevre sorunları sadece “bilimsel gerçekler” ile çözülmez; fiyatlar, teşvikler, kurallar ve insanların kararları da tabloyu belirler.
Bu yazıda Paper 1 ve Paper 2’de en çok puan getiren kavramları, yani market failure, externalities, valuation ve policy tools başlıklarını sade bir dille netleştireceğiz. Sonra da Internal Assessment ve Extended Essay için, ölçülebilir bir araştırma yaklaşımını nasıl kurabileceğini göstereceğiz. Kısa yol haritası şu: önce temel tanımlar, sonra doğayı “değerleme” tartışması, ardından politika araçlarının artı eksi yönleri, en sonda da not artıran case study seçimi.
Aralık 2025 itibarıyla öğrencilerin bir kısmı hâlâ 2025 sınav mantığına yakın kaynaklarla çalışıyor; büyük değişim ise 2026 sınavlarından itibaren HL seçeneği ve yeni vurgu alanlarıyla daha belirginleşiyor. Bu yüzden kavramlar aynı kalsa da güncel case study kullanmak, değerlendirme (evaluation) cümlelerini güçlendirip puanı yukarı taşır. IB Diploma yapısı ve çekirdek bileşenlerin (TOK, CAS, Extended Essay) okul bazında nasıl anlatıldığına dair örnek bir çerçeve görmek istersen, DP Curriculum Guide 2025-26 gibi okul kılavuzları iyi bir referans olabilir.
Environmental economics, çevresel sorunların “ekonomik kararlar” yüzünden büyüdüğünü ve doğru teşviklerle azaltılabileceğini inceler. IB ESS açısından bu konu, seni bir ekonomist gibi yapmaya çalışmaz; senden beklenen şey, kavramı tanımlamak, gerçek dünya örneğiyle bağlamak ve kısa bir değerlendirme yapmaktır.
Bu alanda iki büyük fikir sürekli karşına çıkar:
Günlük hayattan düşünürsek, bir şehirde ağaçların gölge sağlaması yazın serinlik ve daha az enerji tüketimi demektir; bu, regulating service mantığına yakındır. Aynı şekilde bir sulak alanın taşkın riskini azaltması, çoğu insanın “bedava” sandığı ama aslında çok değerli olan bir hizmettir.
Üniversitelerin çevre ve sürdürülebilirlik eğitimlerini nasıl yapılandırdığına bakmak, ESS’in disiplinlerarası mantığını da iyi anlatır; örneğin Cornell’in Environment & Sustainability core curriculum sayfası, çevre konularının neden ekonomiyle birlikte ele alındığını açık bir şekilde hissettirir.
IB dilinde market failure, piyasanın kaynakları “toplum için en iyi” olacak şekilde dağıtamaması demektir. Çevre örneklerinde bunun en sık nedeni negative externality olur; yani bir üretici ya da tüketici, başkasına zarar verir ama bu zarar kendi fiyatına yansımaz.
Burada üç teknik terim seni sürekli kurtarır:
Basit bir akış kuralım: Bir fabrika nehre atık bırakır, fabrika arıtma yatırımı yapmadığı için MPC düşük kalır. Aynı anda balıkçının geliri düşer, sağlık sistemi daha çok hasta görür, turizm bölgesi imaj kaybeder, belediye arıtma masrafını artırır; bunların hepsi social cost’a eklenir. Piyasa fiyatı bu zararları taşımadığı için kirlilik “bedava gibi” görünür, çünkü faturanın bir kısmı başkalarına gider.
Paper 1’de “explain” komutu geldiğinde, güçlü bir şablon kullanmak işini kolaylaştırır: tanım, neden, örnek. Örneğin “negative externality” sorusunda önce tanımı verirsin, sonra neden fiyatın eksik sinyal verdiğini söylersin, ardından tek bir gerçek olayla bağlarsın. Externalities konusunu daha akademik bir dille ama anlaşılır örneklerle görmek istersen, Penn State’in ders notu formatındaki içeriği yardımcı olur: Lesson 7, Externalities and Environmental Economics.
“Doğayı parayla ölçmek” kulağa soğuk gelebilir, çünkü etik bir tarafı vardır. Yine de IB ESS’de valuation, doğayı satılık bir ürün gibi görmek değildir; amaç, karar verirken yok sayılan faydaları ve kayıpları masaya koymaktır.
IB’de sıklıkla geçen ecosystem services türlerini kısa örneklerle netleştirelim:
Cultural services kısmı bazen en kolay puan getirir, çünkü somut bir örnek bulmak rahattır. Whale watching gibi faaliyetler, iyi yönetilirse hayvana zarar vermeden gelir yaratır; bu da “doğayı koru, yine de ekonomik değer üret” fikrini gösterir.
Valuation’ın artısı nettir: Bir baraj, bir otoyol veya bir maden projesi tartışılırken, “orman sadece ağaç değil” cümlesini sayıya yaklaştırır, karar verenlerin dili çoğu zaman sayıdır. Sınırı da nettir: bazı değerler ölçülemez, bazı anketler yanlı olabilir, bazı faydalar eşit dağılmaz. Örneğin contingent valuation anketlerinde insanlar “ödemeye razı oldukları” miktarı abartabilir ya da gelir düzeyi düşük gruplar doğayı daha az önemsiyor gibi görünebilir, çünkü ödeme gücü sınırlıdır.
Ormanların ekonomik değerini ve finansman tartışmalarını daha sistemli okumak istersen, geniş bir çerçeve sunan raporlar iş görür; örnek olarak Eliasch Review, Financing Global Forests PDF’i, ormanları sadece “koruma” değil “ekonomik sistem” içinde düşünmenin nedenlerini anlatan bir kaynaktır.
Bu araçların ortak hedefi aynıdır: davranışı değiştirmek. IB ESS’de senden beklenen, aracı tek cümlede tanımlayıp, sonra “hangi koşulda işe yarar, hangi koşulda bozulur” kısmını yazmandır. Yani politika aracı tek başına puan getirmez, değerlendirme cümlesi getirir.
Bir mini kural aklında kalsın: Politika aracının başarısı çoğu zaman monitoring, enforcement ve political will ile sınırlanır. Kâğıt üzerinde mükemmel duran bir sistem, ölçemiyorsan çalışmaz.
Polluter Pays Principle (PPP), kirliliği üretenin temizleme ve tazminat maliyetini üstlenmesi gerektiğini söyler. Bu ilke, “zararı topluma dağıtma” alışkanlığını tersine çevirmeyi hedefler; yani externality’yi içeri almaya çalışır.
Oil spill örneklerinde PPP mantığı daha görünür olur: şirket, cleanup masrafını öder, yerel balıkçılara ve turizm işletmelerine tazminat verir, bazen de uzun vadeli habitat restorasyonu finanse eder. IB açısından burada kilit nokta şudur: PPP çoğu zaman regulation ile yürür, çünkü “kirleten kim, ne kadar kirletti” sorusunu netleştirmek gerekir.
Uygulamadaki sıkıntı da bu noktadan çıkar: ölçüm zor olabilir, denetim pahalı olabilir, şirketler sorumluluğu taşeronlara yayabilir. Bu yüzden değerlendirme yaparken “PPP adil görünür, ama enforcement zayıfsa caydırıcılık düşer” gibi bir cümle, Paper 2’de seni yukarı taşır.
IB ESS’de üç araç genelde aynı soruda yan yana gelir; karıştırmadan kısa ayrımlar yapman beklenir.
Pigouvian tax, kirliliğe bir fiyat koyar; hedef, firmaya “kirletmek artık ucuz değil” sinyalini vermektir. En büyük avantajı, fiyat sinyalinin basit olmasıdır; dezavantajı ise doğru vergi düzeyini bulmanın zor olmasıdır, çünkü MSC’yi tam ölçmek kolay değildir.
subsidies, temiz teknolojiye geçişi hızlandırır; örneğin güneş paneli kurulumuna teşvik verilmesi, kısa vadede maliyetleri düşürüp benimsemeyi artırabilir. Risk tarafı şudur: kötü tasarlanırsa “bedava para” algısı yaratır, verimsiz firmaları ayakta tutabilir, kamu bütçesine yük olabilir.
cap-and-trade, toplam emisyon için bir tavan (cap) koyar ve izinleri (permits) alıp satılabilir hale getirir; burada carbon markets ve carbon trading kavramları devreye girer. Avantajı, toplam emisyonu miktar olarak sınırlamasıdır; riskleri ise izinlerin başlangıçta kime dağıtıldığı, piyasada spekülasyon olup olmadığı ve kaçak emisyonun nasıl izleneceğidir.
Politika tasarımının “etkinlik” tarafını akademik bir iklim politikası çerçevesinde okumak istersen, UC Press, Cost-Effective and Efficient Climate Policies bölümü, cost-effectiveness mantığını anlaşılır şekilde tartışır. Sınavda bunu birebir alıntılamazsın, ama “cap-and-trade quantity control sağlar, tax price control sağlar” gibi net ayrımları daha rahat yazarsın.
Notu artıran case study, ezberlediğin uzun hikâye değil; kavramı kanıtlayan seçili detay demektir. İyi bir case study seçerken üç kriter işini kolaylaştırır: coğrafi çeşitlilik (sadece Avrupa değil), sayısal veri (en az 2-3 sayı), politika bağlantısı (en az bir policy tool).
Aralık 2025’te haber akışı hızlı değişiyor, ama ESS’in temel kavramları değişmiyor; bu yüzden güncel örnekleri “externality, valuation, policy tools” etiketleriyle dosyalarsan, Paper 2’de tartışma kısmı daha güçlü görünür. Ayrıca HL tarafında environmental ve ecological economics vurgusunun arttığı yeni çerçevelerde, kavramları farklı perspektiflerle yazmak daha çok önem kazanıyor; yine de Paper 1 mantığı, yani net tanım ve örnek disiplini aynı kalıyor.
Ekonomi tarafındaki temel kavramların çevre bağlamında nasıl öğretildiğini görmek için, Boston University’nin modül formatındaki içeriği de iyi bir örnektir: Microeconomics and the Environment (BU).
Aşağıdaki eşleştirmeyi bir “hafıza askısı” gibi düşün; her örnek için iki kavram, bir politika aracı, bir değerlendirme cümlesi hedefle.
Internal Assessment’ta en güvenli yol, yerel ve ölçülebilir bir sorun seçmektir; “her yerde olan ama kimsenin sayıya dökmediği” bir problemi bulduğunda yazmak kolaylaşır. Örneğin okul çevresinde trafik kaynaklı air pollution, tek kullanımlık plastik tüketimi, kantin atıkları veya servis güzergâhının emisyonu gibi konular, hem veri toplamaya hem de policy önerisine uygundur.
IA için pratik veri türleri şöyle ilerler: kısa anket (alışkanlık ve tercih), gözlem (çöp sayımı, trafik yoğunluğu), yerel yönetim raporu (varsa), basit maliyet hesabı (örneğin atık toplama, geri dönüşüm kutusu maliyeti, yakıt tüketimi). Sonra bir policy tool önerip, iki farklı perspektifle değerlendirirsin; okul yönetimi için bütçe baskısı, öğrenciler için davranış maliyeti gibi.
Extended Essay tarafında ise konu daraltmak puan kazandırır, çünkü 4.000 kelime “büyük bir problemi” değil, “tek bir soruyu” taşır. Örnek bir Research Question şöyle olabilir: “How effective is a Pigouvian tax in reducing single-use plastic consumption in a defined local area over a 12-month period?” Burada yöntem olarak cost-benefit analysis ile politika maliyetini ve faydasını karşılaştırabilir, valuation ile dışsal faydaları kabaca sayıya yaklaştırabilirsin. Dış kaynak gerektiğinde, .edu uzantılı üniversite çevre ekonomi merkezleri, kamu politikası okulları veya ders notu arşivleri, güvenilir çerçeve sunar; kaynak seçerken tarih, yöntem ve veri şeffaflığına bakman yeterlidir.
IB ESS’de environmental economics, çevre sorunlarını “kimin ödediği” sorusuyla netleştirir; market failure kirliliğin neden sürdüğünü, externalities görünmeyen faturanın nereye gittiğini, valuation doğanın katkısını nasıl görünür kılacağını, policy tools ise davranışı nasıl değiştireceğini gösterir. Bunların hepsi, iyi seçilmiş bir case study ile birleştiğinde Paper 1’de netlik, Paper 2’de güçlü değerlendirme üretir.
Bu hafta için pratik bir plan yap: 3 kavramın tanımını İngilizce teknik terimlerle yaz, 3 case study seç, her biri için 2 policy tool ve 1 kısa evaluation cümlesi hazırla. IB dilinde puan kazandıran şey, süslü cümleler değil, doğru terim ve doğru örnek eşleşmesidir; bunu oturttuğunda Grade Boundary ne olursa olsun daha güvenli bir puan bandına geçersin.
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehri kirleten fabrikanın bacası sadece duman mı çıkarır, yoksa görünmeyen bir fatura da mı üretir? IB ESS’de environmental economics, tam olarak bu görünmeyen faturayı
Bir nehre atılan atık, bir gecede balıkları öldürebilir, ama o atığın durması çoğu zaman aylar, hatta yıllar alır. Çünkü çevre sorunları sadece “bilim” sorusu değil,
Şehirde yürürken burnuna egzoz kokusu geliyor, ufuk çizgisi gri bir perdeyle kapanıyor, bazen de gözlerin yanıyor; bunların hepsi urban air pollution dediğimiz konunun günlük hayattaki
Şehir dediğimiz yer, sadece binalar ve yollardan ibaret değil, büyük bir canlı organizma gibi sürekli besleniyor, büyüyor, ısınıyor, kirleniyor, bazen de kendini onarmaya çalışıyor. IB
IB ESS Topic 8.1 Human populations, insan nüfusunun nasıl değiştiğini, bu değişimin nedenlerini ve çevre üzerindeki etkilerini net bir sistem mantığıyla açıklar. Nüfusu bir “depo”
Bir gün marketten eve dönüyorsun, mutfak tezgahına koyduğun paketli ürünlerin çoğu, aslında üründen çok ambalaj gibi görünüyor. Üstüne bir de dolabın arkasında unutulan yoğurt, birkaç
Evde ışığı açtığında, kışın kombiyi çalıştırdığında ya da otobüse bindiğinde aslında aynı soruyla karşılaşıyorsun, bu enerjiyi hangi kaynaktan üretiyoruz ve bunun bedelini kim ödüyor? IB
Bir musluğu açtığında akan su, markette aldığın ekmek, kışın ısınmak için yaktığın yakıt, hatta telefonunun içindeki metal parçalar; hepsi natural resources (doğal kaynaklar) denen büyük
Gökyüzüne baktığında tek bir “hava” var gibi görünür, ama aslında atmosfer kat kat bir yapı gibidir ve her katın görevi farklıdır. IB Environmental Systems and