IB ESS HL Environmental Ethics: Anthropocentrism, Biocentrism, Ecocentrism
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
IB Economics çalışırken bazı kavramların her yere sızdığını fark edersin: public goods, market failure, government intervention gibi başlıklar hem SL hem de HL seviyesinde tekrar tekrar karşına çıkar. Özellikle Paper 1 essay sorularında, Paper 2 data response’da, Internal Assessment (IA) yorumlarında ve Extended Essay (EE) araştırma sorularında bu kavramlar çok sık test edilir.
Public goods konusunu net anlamak, sadece tanım ezberlemekten ibaret değildir; non-excludability ve non-rivalry kavramlarını mantık düzeyinde oturttuğunda, hem teorik sorularda hem de uygulama sorularında çok rahat edersin. Bu girişte kavramları çok teknik detaya boğmadan tanıyacaksın, ayrıntıları aşağıdaki bölümlerde adım adım açacağız.
Amaç, okurken “Tamam, artık public goods sorusu gelirse ne yazacağımı biliyorum” hissine ulaşman. Dil sade, örnekler gündelik, terimler ise IB exam diline uygun olacak.
IB Economics 2025 syllabus’a göre public goods, market failure başlığı altında, Microeconomics Unit 2 içinde anlatılıyor. Yani bu konu, “ekstra” değil, doğrudan core müfredatın bir parçası. O yüzden tanım kısmını sınavda yazılabilir hale getirmek çok önemli.
Klasik örnekler genelde aynı: national defense, street lighting, public parks, flood defenses. Aslında hepsinin ortak noktası, kimseyi dışarıda bırakamaman (non-excludability) ve birinin kullanmasının diğerlerinin kullanımını azaltmaması (non-rivalry).
Stanford gibi akademik kaynaklarda da public goods, tam olarak bu iki özellik üzerinden tanımlanır; istersen daha ileri okuma için Stanford Encyclopedia of Philosophy’deki “Public Goods” maddesine göz atabilirsin.
IB sınavında kullanabileceğin sade bir tanım, şöyle bir cümle olabilir:
“Public goods are goods that are non-excludable and non-rivalrous in consumption.”
Bunu Türkçe düşünerek açarsan: Kimseyi kullanımdan dışarıda bırakamadığın ve bir kişinin tüketiminin başkalarının tüketimini azaltmadığı mallar. Burada kritik nokta, iki özelliğin aynı anda olması; sadece biri varsa o mal tam anlamıyla public good sayılmaz.
Essay’de veya kısmi tanım sorularında, önce bu İngilizce cümleyi yazıp sonra kısaca Türkçe açıklama eklemen, hem tanımı net verir hem de kendi anladığını gösterir.
Non-excludability, “insanları ödemedikleri için maldan uzak tutamıyorsun” anlamına gelir. Yani teknik olarak ya da pratik olarak, bu malı kullananları kontrol edemiyorsun.
National defense örneğini düşün. Ülken korunduğunda, sen vergi ödesen de ödemesen de aynı güvenlikten yararlanırsın. Devlet senin üzerine kalkanı kapatamaz. Bu yüzden national defense, non-excludable bir good olarak anlatılır.
Street lighting de aynı şekilde çalışır. Sokakta yürürken yanındaki kişinin sokak lambasına “daha çok ödeme” yapması mümkün değildir; ışık herkese aynı anda gelir, kimseyi ışığın dışına itemezsin.
Non-excludability yüzünden, insanlar “Nasıl olsa başkası öder, ben de faydalanırım” diye düşünür. Private firms ise kullanıcı başına net bir ücret alamadığı için revenue toplamakta zorlanır. IB sınavında, bunu şöyle kısa bir cümleyle ifade edebilirsin:
“Because the good is non-excludable, people can benefit without paying, which makes it hard for firms to charge a price.”
Non-rivalrous consumption, bir kişinin kullanmasının, diğer kişi için malı “daha az” yapmaması anlamına gelir. Yani tüketimde “yarış” yoktur, kapasite tükenmez.
Yine street lighting örneğini alalım. Sen sokakta yürürken ışığı kullanıyorsun, aynı anda arkandan gelen on kişi de ışığın aynısından faydalanıyor. Senin orada olman, onların aldığı ışık miktarını azaltmıyor.
Flood defenses (sel bariyerleri) de benzer bir örnek. Bir nehir kenarına yapılan koruma duvarı, o bölgede yaşayan herkes için aynı korumayı sağlar. Duvar senin evini korurken, komşunun evini daha az korumaz.
Bu yüzden IB dilinde non-rivalry’yi şöyle aklında tutabilirsin: “My use does not reduce your use.” Kafanda görsel olarak canlandırdığında, kavramın karışık kısmı büyük ölçüde kaybolur.
En çok karıştırılan şey, public good ile private good arasındaki net farktır. Aslında iki tane kelime çifti ile olayı bitirebilirsin.
Private goods için klasik örnek, marketten aldığın çikolata bar. Ödemezsen alamazsın (excludable), sen yediğinde başkası için artık çikolata kalmaz (rivalrous). Public goods için ise sokak ışığı, fener kulesi, national defense gibi örnekler hep aynı mantığı gösterir.
IB sınavında tablo çizmek zorunda değilsin; metin içinde “Private goods are excludable and rivalrous, whereas public goods are non-excludable and non-rivalrous” diye net bir cümle kurman çoğu soruda yeterli olur.
Ek olarak, market goods, quasi-public goods veya club goods gibi ara kategoriler de var, fakat IB için temel seviye sorularda bunlar detaya inmeyi gerektirmez. Sadece aklında bulunsun, ama odak noktan public goods ve private goods ayrımı olsun.
Public goods konusu, doğrudan IB Economics’teki Market Failure başlığının içindedir. Market failure için kısaca “the market fails to allocate resources efficiently” tanımı kullanılır; yani piyasa kaynakları toplum açısından en iyi noktaya göre dağıtamıyor.
Burada kilit bağlantı, non-excludability özelliğiyle ortaya çıkan free rider problem. Public goods sorusu görür görmez aklından şu kelimeler otomatik geçmeli: free rider problem, under-provision, missing market ve government intervention.
Bir apartmanda yaşadığını düşün. Apartman girişine güvenlik kamerası takılması gündeme geliyor. Herkes kameranın kendisini koruyacağını biliyor, ama kimse “İlk ben para vereyim” demek istemiyor.
Bu zihniyete free rider behavior denir. İnsanlar, maliyete katılmadan fayda sağlamaya çalışır. Mal non-excludable olduğu için, ödeme yapmayanı sistemden çıkarmak zordur.
Aynı şey street lighting için de geçerlidir. Mahallede sokak lambası projesi olsun, ama ödeme gönüllü olsun. Birçok kişi, “Zaten birkaç kişi öder, ben de bedavaya ışık alırım” diye düşünür. Sonuçta yeterli para toplanamaz ve proje gerçekleşmez.
İşte bu durumun tamamı, IB dilinde free rider problem olarak adlandırılır ve public goods ile çok sıkı şekilde bağlantılıdır.
Market failure tanımını hatırlayalım: “the market fails to allocate resources efficiently”. Public goods örneğinde bu, iki şekilde görülebilir; ya mal hiç üretilmez ya da toplumsal olarak istenen seviyenin çok altında üretilir.
Private firms, non-excludability nedeniyle tüketicilerden yeterli payment alamaz. İnsanlar free rider davranışı gösterdiği için, firmalar profit incentive bulamaz. Bu durumda:
non-excludability → free rider problem → no profit incentive → under-provision or missing market → market failure
Under-provision, malın “socially optimal level”in altında üretilmesidir. Bazı durumlarda ise market bu malı tamamen boş bırakır, biz buna missing market deriz. İşte IB Economics’te public goods, market failure başlığına bu zincir üzerinden bağlanır.
Daha teorik bir anlatım görmek istersen, University of Minnesota’nın giriş düzeyi ders notlarında public goods ve market failure bağlantısı güzel özetlenir; ayrıntılar için 6.3 Market Failure bölümüne göz atabilirsin.
Sınavda, IA’de veya EE’de kullanabileceğin “klasik” örnekleri kafanda hazır tutmak çok işine yarar. Kısa açıklamalarla birlikte aklında şöyle bir liste olabilir:
Paper 1 essay cevaplarında bu örneklerden ikisini seçip açıklaman, tanımı somutlaştırır ve examiner için cevabını daha ikna edici yapar.
Public goods alanında yaşanan market failure, IB Economics’te government intervention konusuna doğal bir köprü kurar. Piyasa bu malları yeterince üretmediği için, devlet bir policy response geliştirmek zorunda kalır.
Bu noktada temel araçlar şunlardır: government provision, taxation, contracting out gibi yöntemler. Ek olarak, HL seviyesinde allocative efficiency ve social optimum gibi kavramlara ince atıflar yapman beklenebilir, ama karmaşık grafik çizmen şart değildir.
Private sector için public goods üretmek genelde kârlı değildir. Non-excludability nedeniyle fiyat koymak zor, free rider problem nedeniyle talebi “gerçekten ödeyen” üzerinden ölçmek zordur. Bu yüzden, özel firmalar bu alanı bırakır.
Toplum açısından bakıldığında ise, national defense, flood defenses, street lighting gibi malların social benefiti çok yüksektir. Social optimum’a ulaşmak için bunların belirli bir seviyede üretilmesi gerekir. İşte burada devlet devreye girer.
Government, tax revenue kullanarak bu malları finanse eder. Amaç, allocative efficiency’ye yaklaşmaktır; yani kaynakları toplumun toplam refahını (welfare) artıracak şekilde dağıtmaktır. IB essay’lerinde, “Public goods lead to under-provision by the market, so government provision can move the outcome closer to the socially optimal level” gibi bir cümle, teoriyi gayet iyi özetler.
Devletin elinde iki ana yol vardır.
1. Doğrudan government provision
Devlet, public good’u kendisi üretir ve sunar. Finansman, genel vergi gelirlerinden gelir, kullanıcılar doğrudan ödeme yapmaz. Örneğin:
Burada avantaj, under-provision sorununun büyük ölçüde çözülmesi ve herkesin erişebilmesidir. Dezavantaj ise yüksek public spending ve kötü yönetilirse government failure riskidir.
2. Contracting out (özel sektöre ihale)
Devlet, public good üretimini private firms üzerinden yapar, fakat payment yine government budget içinden gelir. Mesela belediyenin street lighting sisteminin kurulumu ve bakımını özel bir firmaya ihale etmesi gibi.
Bu yöntemde özel sektörün verimliliğinden yararlanmak mümkün olur, ama:
gibi konular evaluation kısmında tartışılabilir.
IB Paper 1 essay’de evaluation kısmı puanları yükseltir. Public goods politikalarını değerlendirirken birkaç basit ama etkili noktayı standart cümlelerle kullanabilirsin.
Essay’de “On the one hand, government provision can increase access to public goods and reduce market failure. On the other hand, it may create government failure due to high costs and inefficiencies.” gibi çift taraflı cümleler, evaluation kaliteni hızlıca yükseltir.
Public goods, IB question bank’te çok sevilen bir konu. Grade Boundary hedefin yüksekse, bu başlığı “hediye soru”ya dönüştürebilirsin. Önemli olan, soruya panikleyerek değil, hazır bir yapı ile girmek.
Paper 1, Paper 2, IA ve Extended Essay içinde public goods ve market failure bağlantısını akıllıca kullandığında, cevapların daha tutarlı ve “ekonomik düşünceyi” gösteren bir seviyeye çıkar.
Her public goods veya market failure sorusu için kullanabileceğin basit bir iskelet kurabilirsin. Aşağıdaki adımları, essay içinde ayrı paragraflara dönüştürmen yeterli olur:
Bu iskeleti aklında İngilizce cümlelerle tutmak, sınav sırasında hız kazandırır. Örneğin ilk paragrafın şu tarz başlayabilir:
“A public good is a good that is non-excludable and non-rivalrous. For example, national defense protects all citizens regardless of whether they pay for it or not.”
Bu cümle bile, examiner için “candidate knows the core concept” sinyalini verir.
IA Commentary için, gerçek bir haber makalesinde geçen public goods veya large infrastructure projects bulmak oldukça kolaydır. Örneğin:
Bu tür bir makaleyi seçtiğinde, analysis kısmında free rider problem, market failure, government intervention ve possible government failure başlıklarını rahatça kullanabilirsin. Diagram kısmında basit bir market failure diyagramına atıf yapman yeterlidir.
Extended Essay için ise daha dar bir research question seçebilirsin, mesela:
Amaç, çok karmaşık modellere girmek değil; net bir case study içinde public goods ve intervention bağlantısını araştırmaktır.
Teoriyi pekiştirmek için, sade anlatımı olan akademik kaynaklara bakmak büyük avantaj sağlar. Aşağıdaki .edu adresleri, IB seviyesine uygun içerikler sunar:
Bu tür kaynakları okurken, IB syllabus’ındaki terimlerle bağlantı kurmaya dikkat edersen, hem kavramları unutmazsın hem de essay yazarken daha özgüvenli olursun.
Artık public goods dendiğinde aklına sadece soyut bir tanım değil, net bir yapı gelmeli: non-excludable, non-rivalrous, free rider problem, market failure ve government intervention. National defense, street lighting, flood defenses gibi klasik örneklerle bu yapıyı zihninde kolayca canlandırabilirsin.
Free rider problem’in nasıl under-provision ve hatta missing market yarattığını anladığında, “Piyasa neden bazı hayati malları üretmiyor?” sorusunun cevabı çok daha mantıklı hale gelir. Buradan government provision ve contracting out gibi policy responses’a geçmek de artık senin için doğal bir adım olur.
IB Economics Paper 1, Paper 2, IA ve Extended Essay çalışmalarında, bu konuyu stratejik kullanabildiğin sürece, market failure sorularını bir tehdit değil, puan toplama fırsatı olarak görebilirsin. Şimdi notlarını kısaca gözden geçir, iki üç örneği ezberle ve bir sonraki public goods sorusunda rahatça kullanabileceğin kendi “hazır paragrafını” oluştur. Public goods artık senin kontrol ettiğin bir konu.
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehri kirleten fabrikanın bacası sadece duman mı çıkarır, yoksa görünmeyen bir fatura da mı üretir? IB ESS’de environmental economics, tam olarak bu görünmeyen faturayı
Bir nehre atılan atık, bir gecede balıkları öldürebilir, ama o atığın durması çoğu zaman aylar, hatta yıllar alır. Çünkü çevre sorunları sadece “bilim” sorusu değil,
Şehirde yürürken burnuna egzoz kokusu geliyor, ufuk çizgisi gri bir perdeyle kapanıyor, bazen de gözlerin yanıyor; bunların hepsi urban air pollution dediğimiz konunun günlük hayattaki
Şehir dediğimiz yer, sadece binalar ve yollardan ibaret değil, büyük bir canlı organizma gibi sürekli besleniyor, büyüyor, ısınıyor, kirleniyor, bazen de kendini onarmaya çalışıyor. IB
IB ESS Topic 8.1 Human populations, insan nüfusunun nasıl değiştiğini, bu değişimin nedenlerini ve çevre üzerindeki etkilerini net bir sistem mantığıyla açıklar. Nüfusu bir “depo”
Bir gün marketten eve dönüyorsun, mutfak tezgahına koyduğun paketli ürünlerin çoğu, aslında üründen çok ambalaj gibi görünüyor. Üstüne bir de dolabın arkasında unutulan yoğurt, birkaç
Evde ışığı açtığında, kışın kombiyi çalıştırdığında ya da otobüse bindiğinde aslında aynı soruyla karşılaşıyorsun, bu enerjiyi hangi kaynaktan üretiyoruz ve bunun bedelini kim ödüyor? IB
Bir musluğu açtığında akan su, markette aldığın ekmek, kışın ısınmak için yaktığın yakıt, hatta telefonunun içindeki metal parçalar; hepsi natural resources (doğal kaynaklar) denen büyük
Gökyüzüne baktığında tek bir “hava” var gibi görünür, ama aslında atmosfer kat kat bir yapı gibidir ve her katın görevi farklıdır. IB Environmental Systems and