IB ESS HL Environmental Ethics: Anthropocentrism, Biocentrism, Ecocentrism
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o

IB Philosophy dersinde Internal Assessment (IA), çoğu öğrencinin ilk kez ciddi anlamda bağımsız felsefi yazı yazdığı yer olduğu için biraz ürkütücü görünebilir, çünkü yaklaşık 2000 kelimelik, tek başına duran, yapılandırılmış bir analiz metni yazman gerekir ve bu metin hem Standard Level (SL) hem de Higher Level (HL) için final notunun yaklaşık yüzde 25’ini etkiler, yani Grade Boundary çizgisinde kalıp kalmamanı doğrudan değiştirebilir.
IA, Written Examination gibi zaman baskısı altında yazılan bir sınav değil, daha çok mini bir Extended Essay gibi, ancak daha kısa ve çok daha net bir yapıya sahip, bu yüzden doğru planlandığında hem özgürlük hem de net kurallar içeren dengeli bir çalışma ortaya çıkar.
Bu yazının iki ana hedefi var: Birincisi, IB Philosophy IA için adım adım, net ve uygulanabilir bir yazım rehberi vermek; ikincisi ise kullanıma hazır, iyi yapılandırılmış ama yine de uyarlamaya açık 20 araştırma sorusu fikri sunarak, konu ve stimulus seçme sürecini çok daha kolay hale getirmek.
IB Philosophy IA, hem SL hem de HL öğrencilerinin tamamlaması gereken, yaklaşık 2000 kelimelik yazılı bir Internal Assessment çalışmasıdır ve non-philosophical bir stimulus’tan yola çıkarak tek bir philosophical issue’yu derinlemesine analiz etmeyi amaçlar.
Written Examination, sana verilen soruları belirli bir sürede yanıtladığın sınavdır; IA ise uzun bir süreye yayılmış, taslak üstüne taslak geliştirdiğin, kaynak araştırması yaptığın, öğretmeninden feedback aldığın bir süreçtir ve bu yüzden daha çok üniversite tipi akademik yazıya benzer.
IA’nın final IB Philosophy notuna katkısı yaklaşık yüzde 25 civarındadır, bu da Grade Boundary çizgisine yakın öğrenciler için IA performansının predicted grade ve university application dosyaları üzerinde belirleyici bir rol oynaması anlamına gelir.
IB Philosophy IA için resmi word count sınırı 2000 kelimedir ve bu sınırın içine introduction, main body ve conclusion bölümlerindeki tüm metin dâhildir, ancak references veya bibliography kısmı word count’a girmez, bu yüzden kaynakça eklerken kelime sınırı konusunda endişelenmene gerek olmaz.
IA çalışması, mutlaka non-philosophical bir stimulus’a dayanmalıdır; yani doğrudan bir felsefe makalesi veya filozof metni kullanamazsın, bunun yerine film sahnesi, şiir, painting, documentary, video game, song lyrics ya da graphic novel gibi gündelik ya da sanatsal materyallerden çıkardığın felsefi bir problem üzerinde çalışman gerekir.
Academic honesty, yani akademik dürüstlük, IB’de çok ciddiye alınır; bu yüzden kaynak gösterirken uygun citation style (MLA, APA veya Chicago) kullanman, quotation yaptığında tırnak işaretleri ve sayfa numarası eklemen ve plagiarism’den uzak durman gerekir, çünkü IA metninin hem Turnitin gibi yazılımlar hem de öğretmen gözüyle kontrol edileceğini her zaman aklında tutmalısın.
IB resmi kılavuzunda çok katı başlık zorunlulukları olmasa da, pratik ve anlaşılır bir iskelet kullanmak yazım sürecini büyük ölçüde kolaylaştırır ve genelde şu yapı güvenli bir çerçeve sunar:
Başlıklar zorunlu olmasa bile, bu dört parçayı zihninde net tuttuğunda hem planlama hem de revision aşaması çok daha kontrollü ilerler.
IB Philosophy IA toplamda 19 puan üzerinden değerlendirilir ve bu puanlar dört ana assessment criteria altında toplanır; her bir criterion kendi içinde küçük alt ölçütler içerir, ancak öğrenci gözüyle bakarken sade bir çerçeve işini fazlasıyla görür.
Non-philosophical stimulus, doğrudan bir filozof metni olmayan, ancak içinde açık ya da örtük bir philosophical issue barındıran herhangi bir materyaldir ve en yaygın örnekler arasında film sahneleri, kısa story’ler, poem’ler, painting’ler, documentary’ler, video game’ler ve graphic novel’ler yer alır.
İyi bir stimulus seçerken şu basit kriterlere dikkat etmek işini kolaylaştırır: Stimulus, net bir philosophical issue’yu akla getirmeli, tek bir IA’da kontrol edilemeyecek kadar geniş olmamalı, öğrenci için erişilebilir olmalı ve gerekirse tekrar tekrar izlenip okunabilecek kadar ulaşılabilir olmalıdır.
Örneğin, çok karmaşık ve 3 saatlik bir film yerine, kimlik ya da özgür irade temasını açık gösteren kısa bir sahne seçmek, hem word count yönetimini hem de argüman derinliğini kontrol etmeyi kolaylaştırır.
Stimulus seçildikten sonra asıl iş, oradan çıkarılacak philosophical issue’yu netleştirmektir; bir filmdeki identity, free will, personal responsibility, ethics ya da consciousness temalarını fark etmek için sahnelerdeki çatışmalara, karakter kararlarına ve anlatıcının bakış açısına dikkat etmek işe yarar.
Mesela, bir bilim kurgu filminde hafızası silinip yeniden yüklenen bir karakter olduğunu düşün; bu sahneden şu tip bir philosophical issue üretebilirsin: “What makes a person the same over time?” ya da “Is memory necessary for personal identity?”.
Bu aşamada, Stanford Encyclopedia of Philosophy gibi kaynaklarda yer alan giriş makalelerini kullanmak, kavramı zihninde netleştirmeni sağlar; örneğin personal identity için bu madde teorik arka planı anlaman açısından oldukça yararlı olur.
Güçlü bir research question, açık, tartışmaya açık, çok geniş olmayan ve tek bir core issue’ya odaklanan bir soru olmalıdır; ayrıca stimulus’la doğrudan ve görünür bir bağlantısı bulunmalıdır.
“What is justice?” gibi sorular, hem çok genel hem de stimulus’tan kopuk oldukları için IA bağlamında zayıf sayılır; buna karşılık “In the film X, how is justice related to punishment?” gibi, belirli bir eser ve belirli bir ilişki etrafında daraltılmış sorular, hem analize hem de karşılaştırmaya çok daha uygun bir zemin sunar.
Soru cümlesinde “to what extent”, “in what way” ya da “how far” gibi IB tarzı ifadeler kullanmak, senden beklenen değerlendirme boyutunu doğal olarak hatırlatır.
Bazı research question türleri, ilk bakışta ilgini çekse de felsefi analiz için elverişli değildir; örneğin sadece plot anlatan, “How does the main character change in the movie X?” gibi tamamen betimleyici sorular, felsefi teoriyle bağ kurmanı zorlaştırır.
Aşırı moral panic içeren ya da sadece kişisel görüşe dayanan sorular da sorun yaratır, çünkü IB, senden duygusal tepki değil, gerekçelendirilmiş philosophical reasoning bekler.
Bir diğer yaygın hata, psikoloji veya sociology konularını çok öne çıkarıp, felsefi çekirdeği ihmal etmektir; mesela “How does the movie show trauma?” sorusu psikolojik analiz ister, buna karşılık “How does the movie challenge our idea of moral responsibility after trauma?” sorusu daha felsefi bir çerçeve sunar.
İşe, seçtiğin stimulus’u birkaç kez izleyip okuyarak ve her seferinde kısa notlar alarak başlamak en sağlıklı yoldur; belirli sahneleri ya da paragrafları zaman kodlarıyla veya sayfa numaralarıyla işaretlemek, IA yazarken örnek bulmayı çok hızlandırır.
İlk aşamada, aklına gelen philosophical çağrışımları serbestçe yaz, hangi kavramların tekrar tekrar ortaya çıktığını gör; daha sonra bu kavramlar için Stanford Encyclopedia of Philosophy (genel giriş sayfası) ya da Internet Encyclopedia of Philosophy (ana sayfa) gibi .edu uzantılı sitelerde temel okuma yap.
Personal identity, free will, determinism ya da moral responsibility gibi konularda kısa giriş yazıları, hem teori adlarını hem de temel argümanları netleştireceği için outline hazırlarken çok işe yarar; örneğin personal identity için UCF’nin giriş metni olan bu bölüm anlaşılır bir başlangıç sunar.
Introduction bölümünün ana görevi, okuyucuyu karanlıkta bırakmadan, stimulus, issue ve planlanan analiz arasında açık bir yol çizmek olduğu için, burada aşırı detay yerine netlik ve yön duygusu ön planda tutulmalıdır.
Genelde şu tür bir yapı iş görür: Önce stimulus’u bir cümleyle tanıt, sonra philosophical issue’yu açık bir cümleyle ifade et, ardından bu issue’nun neden önemli olduğunu ve IA’de bu soruyu nasıl ele alacağını bir iki cümleyle özetle; örneğin “This IA will examine whether personal identity depends mainly on memory, using the character X from the film Y as a case study.” gibi bir cümle, hem konu hem yöntem hakkında rahat bir ön bilgi verir.
Burada, research question’ı tam ve net haliyle yazmak, hem senin için hem de okuyucu için yol işareti görevi görür ve ilerleyen paragraflarda da bu soruya düzenli aralıklarla geri dönmeni kolaylaştırır.
Main body, IA’nın en çok kelime kullandığın bölümüdür ve bu bölümde her paragraf için küçük bir mini-structure kullanmak işini çok kolaylaştırır; örneğin topic sentence ile paragrafın ne hakkında olacağını söyle, sonra issue’yu aç, ardından stimulus’tan bir örnek getir, ilgili philosophical theory veya filozofu devreye sok ve kısa bir mini conclusion ile paragrafı bağla.
Farklı filozofların görüşlerini karşılaştırmak, IA’yı sadece özet olmaktan çıkarır ve gerçek analysis boyutuna taşır; personal identity konusunda Locke ile Hume’u, free will konusunda libertarianism ile compatibilism’i bir arada düşünmek, argümanın derinliğini doğal biçimde artırır.
Ayrıca, en az bir iki paragrafta açık bir counter-argument sunmak ve buna kısa bir reply vermek, senin hem karşı görüşleri ciddiye aldığını hem de kendi pozisyonunu gerekçelendirmeye hazır olduğunu gösterdiği için Analysis kriterinde iyi bir izlenim bırakır; free will tartışması için bu Stanford makalesi gibi kaynaklar, argüman türlerini görmek için referans olabilir.
Conclusion, sadece “özet” yazdığın bir bölüm değildir; research question’a doğrudan, açık ve dürüst bir cevap verdiğin, en makul bulduğun pozisyonu netleştirdiğin ve kendi argümanının sınırlılıklarını sakin bir dille kabul ettiğin yerdir.
Burada “The analysis suggests that…” gibi cümlelerle hem bulgularını hem de hangi açılardan emin olmadığını gösterebilirsin; stimulus’un sınırlı oluşu, seçtiğin teorinin bazı örneklere tam oturmaması ya da kelime sayısı nedeniyle değinemediğin ek tartışmalar, kısaca değinilebilecek sınırlılıklardır.
Son cümlede, belki de IA’de cevaplayamadığın ama future inquiry için ilginç olan küçük bir soru bırakman, metni düşünmeye açık bir tonda bitirmeni sağlar.
IB Philosophy IA, çok ağır akademik jargon yerine, sade ama titiz bir akademik İngilizceyi ödüllendirir; bu yüzden personal identity, free will, determinism, moral responsibility, consciousness gibi terimleri doğru kullanmaya özen gösterirken, cümlelerinin gereksiz yere uzamasından kaçınmalısın.
Paragrafları çok uzun tutmadan, her birini tek bir ana fikir etrafında toparlamak ve tutarlı citation style kullanmak (örneğin MLA veya APA seçip tüm metinde aynı mantığı uygulamak) hem Clarity hem de Knowledge and Understanding kriterlerinde olumlu etki yaratır.
Teorik kavramlar için Stanford Encyclopedia of Philosophy’nin genel içindekiler sayfası ya da Internet Encyclopedia of Philosophy’nin ana sayfası gibi kaynakları kullanmak, kavramların İngilizce yazılışını ve temel tanımlarını standart bir çizgide tutmana yardımcı olur; free will tartışmasının güncel bir özetine bakmak istersen, MIT’nin Open Encyclopedia of Cognitive Science içindeki bu yazı da yararlı olabilir.
Bu bölümdeki soruları doğrudan kopyalamak yerine, kendi stimulus’una, ilgi alanına ve öğretmeninin yönlendirmesine göre uyarlaman çok daha sağlıklı olur; amaç, sana hem konu hem de soru cümlesi formatı konusunda fikir vermek.
IB Philosophy IA, doğru stimulus ve net bir research question seçildiğinde, seni zorlayan ama aynı zamanda felsefe yapmanın zevkli tarafını da gösteren bir çalışma hâline gelir; assessment criteria’yi anlamak, argümanını açık ve tutarlı kurmak ve güvenilir kaynaklarla desteklemek, bu süreçte en çok fayda sağlayan üç temel adımdır.
Metnini teslim etmeden önce küçük bir checklist üzerinden geçmek işini çok kolaylaştırır: Philosophical issue net mi ve stimulus’la açıkça bağlantılı mı, word count 2000 kelime sınırına makul biçimde yakın mı, argüman ve counter-argument dengeli tutulmuş mu, kullandığın teoriler için plato.stanford.edu veya iep.utm.edu gibi güvenilir .edu kaynaklara başvurmuş musun ve references kısmında tüm kaynakları tutarlı bir citation style ile göstermiş misin?
Son adım olarak, öğretmeninden açık ve dürüst feedback istemen ve kendi özgün IA fikrini, burada gördüğün örnek soruları sadece esin kaynağı olarak kullanarak geliştirmen, hem akademik özgüvenini hem de felsefi düşünme becerini uzun vadede güçlendirecektir.
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehri kirleten fabrikanın bacası sadece duman mı çıkarır, yoksa görünmeyen bir fatura da mı üretir? IB ESS’de environmental economics, tam olarak bu görünmeyen faturayı
Bir nehre atılan atık, bir gecede balıkları öldürebilir, ama o atığın durması çoğu zaman aylar, hatta yıllar alır. Çünkü çevre sorunları sadece “bilim” sorusu değil,
Şehirde yürürken burnuna egzoz kokusu geliyor, ufuk çizgisi gri bir perdeyle kapanıyor, bazen de gözlerin yanıyor; bunların hepsi urban air pollution dediğimiz konunun günlük hayattaki
Şehir dediğimiz yer, sadece binalar ve yollardan ibaret değil, büyük bir canlı organizma gibi sürekli besleniyor, büyüyor, ısınıyor, kirleniyor, bazen de kendini onarmaya çalışıyor. IB
IB ESS Topic 8.1 Human populations, insan nüfusunun nasıl değiştiğini, bu değişimin nedenlerini ve çevre üzerindeki etkilerini net bir sistem mantığıyla açıklar. Nüfusu bir “depo”
Bir gün marketten eve dönüyorsun, mutfak tezgahına koyduğun paketli ürünlerin çoğu, aslında üründen çok ambalaj gibi görünüyor. Üstüne bir de dolabın arkasında unutulan yoğurt, birkaç
Evde ışığı açtığında, kışın kombiyi çalıştırdığında ya da otobüse bindiğinde aslında aynı soruyla karşılaşıyorsun, bu enerjiyi hangi kaynaktan üretiyoruz ve bunun bedelini kim ödüyor? IB
Bir musluğu açtığında akan su, markette aldığın ekmek, kışın ısınmak için yaktığın yakıt, hatta telefonunun içindeki metal parçalar; hepsi natural resources (doğal kaynaklar) denen büyük
Gökyüzüne baktığında tek bir “hava” var gibi görünür, ama aslında atmosfer kat kat bir yapı gibidir ve her katın görevi farklıdır. IB Environmental Systems and