IB ESS HL Environmental Ethics: Anthropocentrism, Biocentrism, Ecocentrism
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
IB Biology okurken evrimsel mekanizmalar konusuna geldiğinde, kavramlar genelde havada uçuşur ve en çok karıştırılan ikili de natural selection ve genetic drift olur. Özellikle Paper 2 kısa cevap sorularında ya da data based sorularda bu ikisi arasındaki farkı net yazamamak, tam Grade Boundary civarında can sıkıcı puan kayıplarına yol açar.
Bu yazı, doğal seçilim (natural selection) ile genetik sürüklenme (genetic drift) arasındaki farkı sade Türkçe açıklamalarla ve İngilizce teknik terimlerle birlikte anlatmak için hazırlandı. Hedef, sadece tanımları ezberlemek değil, bu iki mekanizmanın nasıl çalıştığını gerçekten anlamak ve IB sınav sorularında “compare”, “distinguish”, “explain” tarzı komutlara güvenle cevap verebilmek.
Aynı zamanda Extended Essay ve Internal Assessment gibi çalışmalarda, population genetics temelli araştırma fikirleri üretirken de bu kavramlara ihtiyacın olacak. Kısacası, buradaki net zihin haritası hem notunu hem özgüvenini artıracak.
IB Biology syllabus içinde “Evolution” ünitesi, canlıların zaman içinde nasıl değiştiğini açıklayan bir çerçeve sunar ve bu çerçevenin merkezinde population genetics, yani popülasyon düzeyinde gen frekanslarının değişimi yer alır. Natural selection, genetic drift, gene flow ve mutation gibi mekanizmalar, bir türün gen havuzunu (gene pool) adım adım değiştirir ve evrimi ortaya çıkarır.
Hardy-Weinberg equilibrium, bu noktada bir tür “sıfır noktası” modeli gibi kullanılır. Eğer bir population üzerinde no selection var ve large population size gibi varsayımlar sağlanıyorsa, allele frequency teorik olarak sabit kalmalıdır. Bu denge bozuluyorsa, IB perspektifinden hemen şunu sormak gerekir: Bu bozulmanın sebebi natural selection mı, genetic drift mi, yoksa başka bir mekanizma mı? Bu mantık, UC Berkeley Understanding Evolution sitesindeki mechanisms of change özetinde de çok net anlatılır.
Bu konu, Paper 1 çoktan seçmeli, Paper 2 kısa cevap ve data based sorularında; hatta bazı okullarda Paper 3 içeriğinde sık sık karşına çıkar. Ayrıca Extended Essay veya Internal Assessment için evrim odaklı deney ya da modelleme çalışması tasarlarken, hangi mekanizmanın test edildiğini doğru isimlendirmek gerekir.
IB syllabus içinde natural selection, hem “Evolution and Biodiversity” başlığında hem de “Ecology” ile ilişkili kısımlarda geçer; genetic drift ise çoğu okulda population genetics anlatılırken, Hardy-Weinberg equilibrium ile beraber ele alınır.
Hardy-Weinberg ile ilgili ana fikir şudur: Eğer bir population üzerinde selection yoksa, population çok büyükse, random mating varsa, migration ve mutation ihmal edilebiliyorsa, o zaman gene pool içindeki allele frequencies sabit kalır. Yani p ve q gibi allele frequency değerleri değişmez. Bu, “no evolution” durumu için bir referans noktasıdır.
Natural selection, doğrudan “no selection” varsayımını bozar, genetic drift ise “large population size” varsayımını bozan bir mekanizma olarak, küçük populations içinde sampling error yoluyla dengeyi değiştirir. Bu yüzden IB notlarında Hardy-Weinberg denklemlerini kullanırken, “deviation from equilibrium” gördüğünde hemen bu iki mekanizmayı düşünmek gerekir. Detaylı matematiğe girmeden, “allele frequency” teriminin sadece bir allelin population içindeki yüzdesi olduğunu bilmen yeterlidir.
IB sınavlarında bu başlıktan gelen sorular genelde üç grupta toplanır. İlk grup, temel “definition” ve “difference” sorularıdır; burada natural selection ve genetic drift’in kısa tanımlarını, süreçlerinin random mı non-random mı olduğunu ve adaptation ile ilişkilerini yazman beklenir.
İkinci grup, grafik veya tablo yorumlama sorularıdır. Zaman içinde allele frequency değişimi gösteren bir grafik verilir ve senin hangi mekanizmanın baskın olduğunu açıklaman istenir. Üçüncü grup sorularda ise küçük bir senaryo verilir; örneğin yeni bir predator ortaya çıkması, antibiyotik kullanımı veya küçük bir ada populationu gibi; ardından “state whether this is mostly due to natural selection or genetic drift” tarzı bir soru gelir.
Markscheme açısından bakıldığında, natural selection için “non-random”, “increases fitness”, “selective pressure” gibi kelimeler; genetic drift için ise “random change”, “chance events”, “small population”, “sampling error” gibi ifadeler genelde puan kazandıran anahtar sözcüklerdir.
Natural selection, Darwin’den beri evrimi açıklarken kullanılan temel mekanizmadır ve IB düzeyinde tanımı aslında oldukça net bir hikaye şeklinde kurulabilir. Bir population içinde bireyler arasında her zaman variation bulunur, yani herkes tam olarak aynı genotype veya phenotype’a sahip değildir.
Çevre içinde bazı özellikler, o ortamda yaşayan bireyler için avantaj yaratır; bu avantaj, fitness adı verilen, hayatta kalma ve üreme başarısı ile ölçülür. Çok sayıda offspring üretimi (overproduction) ve sınırlı kaynaklar, bireyler arasında bir tür yarış, yani selective pressure oluşturur. Bu yarışta daha uygun özelliklere sahip bireyler, daha yüksek fitness gösterir ve genlerini bir sonraki generation’a daha sık aktarır.
Natural selection sürecini IB Biology için dört basamakta rahatça özetleyebilirsin. İlk olarak, herhangi bir population içinde her zaman kalıtsal genetic variation bulunur; bu variation, mutation ya da sexual reproduction gibi süreçlerle ortaya çıkar.
İkinci olarak, bu variation içindeki bazı traits, mevcut environmental conditions altında daha avantajlıdır; yani bu özelliklere sahip bireylerin higher fitness değeri vardır. Üçüncü adımda, higher fitness sahibi bireyler, daha çok hayatta kalır ve daha fazla offspring bırakır; buna differential reproductive success denir. Son adımda ise bu avantajlı traits’i taşıyan alleles, population gene pool’u içinde zamanla daha yaygın hale gelir ve allele frequency değişir; yani evrim gerçekleşir.
Klasik örnek olarak koyu ve açık renkli kelebekleri düşün. Sanayi öncesi ormanlarda açık renkli ağaç kabukları üzerinde açık renkli kelebekler daha az fark edilir ve predatorlardan daha iyi saklanır. Sanayi sonrası, ağaç kabukları is nedeniyle koyulaşınca, bu sefer koyu renkli phenotype avantajlı hale gelir ve birkaç generation sonra population içinde koyu renkli kelebeklerin oranı artar. Burada allele frequency değişimi açıkça çevresel selective pressure ile yönlendirilmiştir.
Natural selection farklı şekillerde işleyebilir ve IB’de üç temel türü bilmek yeterlidir. Directional selection, bir uç phenotype’ın avantajlı olduğu durumda görülür; örneğin antibiyotiğe maruz kalan bakterilerde, ilaca dayanıklı olanların hızla artması gibi. Population ortalaması zamanla bir yöne doğru kayar.
Stabilizing selection ise orta değerdeki phenotype’ların avantajlı olduğu ve uçtaki phenotypes’in seçilimle elendiği durumdur; insan bebek doğum kilosu buna sık verilen bir örnektir, çok düşük ya da çok yüksek doğum kilosu riskli iken orta değer daha güvenlidir.
Disruptive selection da tam tersi, iki uç phenotype’ın avantajlı olduğu, orta değerdekilerin dezavantajlı olduğu durumdur; örneğin bazı kuş türlerinde hem çok büyük hem de çok küçük gagaların avantajlı, orta boy gagaların ise daha az başarılı olması gibi. Bu üç tip selection, Bay Path University’nin açık kaynağındaki mechanisms of natural selection bölümünde görsellerle de desteklenir.
Natural selection, çevre koşullarına bağlı çalışan yönlü bir süreçtir ve bu nedenle non-random olarak tanımlanır. Şansın payı tamamen sıfır değildir, fakat hangi traits’in population içinde artacağı, doğrudan selective pressure tarafından belirlenir.
Yani ortamda bir predator varsa, kamuflaj sağlayan renkler avantajlı olur; sıcak iklimde su kaybını azaltan özellikler seçilir; antibiyotiğin olduğu ortamda direnç sağlayan alleles güçlenir. Bu değişim, uzun vadede adaptation üretir ve population’un average fitness değerini artırır; bu özellikler natural selection’ı genetic drift’ten ayıran en net noktalardan biridir.
Genetic drift, natural selection gibi çevreye uyum üzerinden işlemez; bunun yerine, özellikle küçük populations içinde random change of allele frequency şeklinde tanımlanan, şans temelli bir mekanizmadır. Bir generation’dan diğerine hangi bireylerin offspring bırakacağı, bazen tamamen tesadüfi olaylara bağlı olabilir ve bu da gene pool içinde sampling error etkisi yaratır.
Önemli nokta şudur: Genetic drift sırasında artan ya da kaybolan alleles’in çevreye uyum açısından mutlaka avantajlı olması gerekmez. Hatta çoğu zaman neutral veya hafif zararlı alleles bile, sadece şans nedeniyle population içinde sabit hale gelebilir. Bu fikir, University of Minnesota’nın mechanisms of evolution: genetic drift bölümünde detaylı örneklerle açıklanır.
Küçük bir population düşün; örneğin 20 bireyden oluşan bir ada populationu. Bu bireylerin hepsi aynı sayıda offspring üretmez ve bazen tamamen rastlantısal nedenlerle, belirli alleles taşıyan bireyler daha az offspring bırakabilir. Bir sonraki generation’a geçen alleles, bir önceki generation’ın gene pool’unun sadece küçük bir “örneklemi” olur.
Bu durumu anlamak için renkli boncuk analojisi çok işe yarar. Elinde eşit sayıda mavi ve kırmızı boncuk içeren büyük bir torba olduğunu düşün; içinden gözünü kapatıp sadece 10 boncuk çektiğinde, her zaman 5 mavi 5 kırmızı çıkmasını bekleyemezsin. Bazen 7 mavi 3 kırmızı, bazen 8 kırmızı 2 mavi çıkar ve bu tamamen şanstır. Küçük populations içinde genetic drift bu “coin toss” veya boncuk çekme örneğine çok benzer; allele frequency değişimi ortaya çıkar ama arkasında selective pressure olmak zorunda değildir.
Genetic drift’in IB için bilmen gereken iki özel senaryosu vardır. Founder effect, büyük bir populationdan ayrılan çok küçük bir grubun yeni bir alana göç edip orada yeni bir population kurması durumudur. Bu kurucu grup, ana population’ın gene pool’unu tam temsil etmez, bu yüzden yeni population’da bazı alleles çok sık, bazıları ise hiç görülmeyebilir; tümü büyük oranda şansa bağlıdır.
Bottleneck effect ise hastalık, doğal afet veya yoğun avlanma gibi nedenlerle population size’ın aniden ve çok ciddi biçimde azalmasıdır. Hayatta kalan az sayıdaki birey, sonraki generation’ların genetik temelini oluşturur ve hangi alleles’in kaldığı, çoğu zaman çevresel uyumdan çok şansla ilgilidir. Bu süreçler, UC Berkeley’nin bottlenecks and founder effects sayfasında görsel örneklerle desteklenir.
Genetic drift sırasında allele frequency değişimi her zaman “daha iyi uyum” anlamına gelmez. Neutral alleles sadece şans nedeniyle population içinde sabit hale gelebilir; hatta biraz zararlı alleles bile küçük populations içinde tamamen kaybolmak yerine, yüksek oranda kalabilir.
Bu durum genetic diversity için risklidir, çünkü drift, özellikle uzun süre küçük kalan populations içinde bazı alleles’in tamamen kaybolmasına yol açabilir. Bu yüzden genetic drift, çoğu zaman adaptation yaratmaktan çok, genetik çeşitliliği azaltan ve population’u gelecekteki environmental changes karşısında daha kırılgan hale getiren bir süreçtir.
IB sınavlarında “compare and contrast natural selection and genetic drift” tarzı bir komut gördüğünde, cevabını net eksenler üzerinde kurman çok işine yarar. Sürecin doğası, population size ile ilişkisi, adaptation ve fitness üzerindeki etkileri ve uzun vadeli sonuçları bu eksenlerin başında gelir.
Aşağıdaki tabloyu kendi not defterine çizersen, hızlı tekrar için çok işe yarar.
| Özellik | Natural Selection | Genetic Drift |
|---|---|---|
| Sürecin doğası | Non-random, çevreye bağlı, directional | Random, chance events, sampling error |
| Population size etkisi | Hem small hem large populations için geçerli | Small populations içinde çok güçlü, large populations içinde zayıf |
| Adaptation ile ilişkisi | Genelde adaptation üretir, average fitness artar | Adaptation şart değil, fitness artabilir veya azalabilir |
| Hardy-Weinberg varsayımı ile | “No selection” varsayımını bozar | “Large population size” varsayımını bozar |
Natural selection’da çevre koşulları, hangi traits’in avantajlı olduğunu belirler; bu nedenle süreç directional ve non-random olarak tanımlanır. Örneğin kirli ortamda koyu renkli kelebeklerin daha sık hayatta kalması, belirli bir phenotype’ın sistematik olarak favori hale geldiğini gösterir.
Genetic drift ise random sampling mantığıyla çalışır; küçük bir kelebek populationu düşünürsek, bir fırtına sırasında tamamen rastgele olarak daha çok açık renkli bireyler ölürse, allele frequency bu olay sonucu değişmiş olur ama ortada çevresel bir tercih yoktur. Aynı phenotype hem natural selection hem de genetic drift ile değişebilir, ancak selection’da sebep environmental pressure iken, drift’te sebep chance events olur.
Natural selection, yeterli genetic variation olduğu sürece hem small hem large populations üzerinde etkili bir mekanizmadır. Büyük populations içinde de seçilim işleyebilir, fakat her zaman farklı phenotypes arasında bir variation bulunması gerekir.
Genetic drift ise small populations içinde çok daha güçlüdür; her generation’da oluşan sampling error, allele frequency üzerinde büyük sıçramalar yaratabilir. Bu durum, bazı alleles’in tamamen kaybolmasına ve genetic diversity’nin azalmasına yol açar, bu ilişkiyi anlamak için Molecular Ecology & Evolution üzerinden genetic drift and diversity anlatımına da bakabilirsin.
Natural selection, uzun zaman içinde population’un çevreye daha iyi uyum sağlamasına, yani adaptation oluşmasına yol açar ve average fitness genelde artar. Yeni bir antibiyotik kullanıldığında, dirençli bakterilerin artması bunun çok net bir örneğidir.
Genetic drift ise adaptation ile doğrudan bağlantılı değildir; sadece random changes yaratır. Drift sonucu artan bir allele, population için faydalı da olabilir, tamamen neutral da kalabilir veya hafif zararlı olmasına rağmen küçük population içinde sabit hale gelebilir. IB kısa cevap sorularında, “natural selection produces adaptation, genetic drift does not necessarily do so” cümlesi sıkça puan kazandıran bir vurgu olur.
Gerçek hayatta çoğu population üzerinde aynı anda hem natural selection hem genetic drift etki eder. Bazı traits, çevre nedeniyle seçilirken, diğer traits için allele frequency daha çok şans olayları ile değişebilir.
IB sınav sorularında önemli olan, verilen senaryoda hangi mekanizmanın baskın olduğunu anlayabilmektir. Metinde population size, presence of clear selective pressure (örneğin yeni bir predator, iklim değişimi, antibiyotik kullanımı) veya random catastrophe gibi ipuçlarına dikkat edersen, doğru mekanizmayı seçme olasılığın çok artar.
Teori kısmını anladıktan sonra, asıl farkı yaratan şey bu bilgiyi answer booklet üzerine nasıl aktardığın olur. IB markscheme kısa, net ve anahtar kelime odaklı ifadeleri sever; bu yüzden sınav sırasında kullanabileceğin “hazır cümleler” ve basit karar kuralları işini kolaylaştırır.
Aynı zamanda, data based sorularda grafikleri okurken population size, random kelimesinin vurgulanıp vurgulanmadığı ve açık bir selective pressure varlığı gibi detaylara bakmak, doğru yorumu yapmanın en hızlı yoludur.
Natural selection için IB dostu bir İngilizce tanım cümlesi şöyle olabilir:
“Non-random process in which individuals with advantageous heritable traits have higher fitness, so alleles for these traits increase in a population over time.”
Bu cümleyi Türkçe kafanda şöyle kodlayabilirsin: Çevreye daha iyi uyum sağlayan, kalıtsal avantajlı özelliklere sahip bireyler daha çok hayatta kalır ve ürer, bu yüzden o özellikleri taşıyan alleles zaman içinde population içinde artar.
Genetic drift içinse şu tanım oldukça kullanışlıdır:
“Random change in allele frequencies in a small population due to chance events.”
Yani küçük bir population içinde, şans olayları nedeniyle allele frequencies değişir; bu değişim çevreye uyumlu olma zorunluluğu taşımaz. Bu iki cümleyi ezberleyip, sınavdan önce birkaç kez yazarak prova etmen, Grade Boundary çizgisinde fark yaratabilir.
Data based sorularda önce sorunun giriş paragrafındaki kelimelere dikkat et. Eğer “small isolated population”, “random events”, “chance”, “bottleneck”, “few founding individuals” gibi ifadeler görüyorsan, aklına hemen genetic drift gelmeli.
Eğer metinde “new predator”, “antibiotic treatment”, “drought”, “temperature increase”, “pollution” gibi açık bir selective pressure anlatılıyorsa ve belli bir phenotype’ın sistematik olarak avantaj kazandığı söyleniyorsa, bu durumda natural selection cevabı çoğu zaman daha doğru olur. Daha derinlemesine anlamak istersen, IB düzeyine yakın bir Hardy-Weinberg ve drift notu olan Berkeley Bio1B ders notlarına göz atabilirsin.
Kendine basit bir karar kuralı koyabilirsin: “Soru küçük population ve random chance diyorsa genetic drift, açık çevresel avantaj diyorsa natural selection düşün.”
Extended Essay veya Internal Assessment için bu kavramları kullanmanın birkaç pratik yolu vardır. Natural selection odaklı bir çalışma için, bakterilerde antibiyotik direnci ile ilgili basit deneyler veya hazır data setleri kullanılabilir; farklı antibiyotik konsantrasyonlarında dirençli koloni sayısındaki değişim, selection etkisini güzel gösterir.
Genetic drift için ise bilgisayar simülasyonları çok uygundur. Farklı population size değerleri girerek, tamamen random mating ve sampling süreçleri altında allele frequency değişimini modelleyebilir, small ve large populations arasındaki farkı nicel olarak gösterebilirsin. Önemli olan, raporunda açıkça “this model investigates genetic drift in small populations” gibi net ifade kullanman ve sonuçları IB kavramları ile yorumlamandır.
Özetlemek gerekirse, evrimsel değişimi anlamak için hem natural selection hem de genetic drift kavramlarını bilmek zorundasın, fakat bunların aynı şeyi anlattığını düşünmek büyük bir hata olur. Natural selection yönlü, non-random ve uzun vadede adaptation üreten bir mekanizmadır; genetic drift ise random, özellikle küçük populations içinde güçlü ve adaptation oluşturmak zorunda olmayan bir süreçtir.
Kendi notlarını hazırlarken, iki sütunlu bir karşılaştırma tablosu çizip her başlık altında birer örnek yazmak, bu farkları zihninde kalıcı hale getirir. Ayrıca her iki kavram için burada verdiğimiz İngilizce tanım cümlelerini birkaç kez yazarak, elini sınava alıştırabilirsin.
Sonuçta IB Biology’de yüksek not, çoğu zaman karmaşık cümleler kurmaktan değil, doğru kavramları net ve sade bir dille yazabilmekten gelir. Bu iki mekanizmayı karıştırmadığın sürece, hem Grade Boundary çizgisini geçmen hem de Extended Essay ve Internal Assessment çalışmalarında daha güvenli ilerlemen çok daha kolay olacaktır.
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehri kirleten fabrikanın bacası sadece duman mı çıkarır, yoksa görünmeyen bir fatura da mı üretir? IB ESS’de environmental economics, tam olarak bu görünmeyen faturayı
Bir nehre atılan atık, bir gecede balıkları öldürebilir, ama o atığın durması çoğu zaman aylar, hatta yıllar alır. Çünkü çevre sorunları sadece “bilim” sorusu değil,
Şehirde yürürken burnuna egzoz kokusu geliyor, ufuk çizgisi gri bir perdeyle kapanıyor, bazen de gözlerin yanıyor; bunların hepsi urban air pollution dediğimiz konunun günlük hayattaki
Şehir dediğimiz yer, sadece binalar ve yollardan ibaret değil, büyük bir canlı organizma gibi sürekli besleniyor, büyüyor, ısınıyor, kirleniyor, bazen de kendini onarmaya çalışıyor. IB
IB ESS Topic 8.1 Human populations, insan nüfusunun nasıl değiştiğini, bu değişimin nedenlerini ve çevre üzerindeki etkilerini net bir sistem mantığıyla açıklar. Nüfusu bir “depo”
Bir gün marketten eve dönüyorsun, mutfak tezgahına koyduğun paketli ürünlerin çoğu, aslında üründen çok ambalaj gibi görünüyor. Üstüne bir de dolabın arkasında unutulan yoğurt, birkaç
Evde ışığı açtığında, kışın kombiyi çalıştırdığında ya da otobüse bindiğinde aslında aynı soruyla karşılaşıyorsun, bu enerjiyi hangi kaynaktan üretiyoruz ve bunun bedelini kim ödüyor? IB
Bir musluğu açtığında akan su, markette aldığın ekmek, kışın ısınmak için yaktığın yakıt, hatta telefonunun içindeki metal parçalar; hepsi natural resources (doğal kaynaklar) denen büyük
Gökyüzüne baktığında tek bir “hava” var gibi görünür, ama aslında atmosfer kat kat bir yapı gibidir ve her katın görevi farklıdır. IB Environmental Systems and