IB ESS HL Environmental Ethics: Anthropocentrism, Biocentrism, Ecocentrism
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehre atılan atık, bir gecede balıkları öldürebilir, ama o atığın durması çoğu zaman aylar, hatta yıllar alır. Çünkü çevre sorunları sadece “bilim” sorusu değil, aynı zamanda environmental law (çevre hukuku) sorusudur; yani kim neyi yapabilir, neyi yapamaz, kim denetler, kim bedel öder ve kim korunur?
IB Environmental Systems and Societies (ESS) dersinde bu konu 2024 first teaching müfredatıyla daha net bir yere oturdu. İlk öğretim Ağustos 2024’te başladı ve ilk sınavlar Mayıs 2026’da yapılacak. Bu yeni yapıda environmental law, Higher Level (HL) öğrencileri için bir lens (bakış açısı) olarak geliyor; yani SL’de ayrı bir ünite gibi çalışılmıyor, HL’de ise tüm başlıklara bu gözlükle bakman bekleniyor. Bu yazı, 2026 exams için çalışan ESS öğrencilerine, sınavda ve özellikle Internal Assessment (IA) ile Extended Essay (EE) çalışmalarında law lensin nasıl “işe yarayan” bir analiz aracı olduğunu, basit ama doğru bir dille anlatıyor.
Lens fikrini günlük hayattan düşünmek kolay: Gözlüğün camı ayrı bir nesne değil, baktığın her şeyi farklı gösteren bir filtre. ESS’te environmental law HL lens de böyle çalışır; “çevre hukuku konusu” ezberlemek yerine, ekosistemler, kirlilik, iklim, biyoçeşitlilik, nüfus gibi tüm başlıklarda şu tür soruları daha bilinçli sorman gerekir: Bu sorun hangi regulation ile kontrol ediliyor, enforcement var mı, kim compliance sağlıyor, kim kaybediyor, kim kazanıyor?
Bu lens doğal olarak iki büyük ESS temasına bağlanır. İlki sustainability, yani kaynakları uzun vadede tüketmeden yaşatabilme hedefi; ikinci ise environmental justice, yani çevresel yüklerin ve faydaların adil dağılması. HL’de law lens, “çözüm var mı?” sorusunu “çözüm kimin için çalışıyor, kimin için çalışmıyor?” sorusuna genişletir. Bu yaklaşım, Paper 2’deki değerlendirme sorularında, vaka analizlerinde ve IA/EE’de argümanı daha keskin yapar.
Çevre hukukunu ESS düzeyinde düşünürken üç amaç, neredeyse her örneğe uygulanır; terimler İngilizce, anlamlar net ve basit:
Bunların yanında compliance (kurala uyum) ve enforcement (uygulatma) ikilisi, işin “kağıt üstünde mi kaldı, sahada mı çalıştı?” kısmını belirler. Bir yasa çok iyi yazılmış olabilir, ama uyum ölçülmüyorsa veya yaptırım yoksa, sonuç üretmez.
Sustainability kavramını daha somut görmek istersen, Southern New Hampshire University’nin çevresel sürdürülebilirlik tanımı ve örnekleri iyi bir arka plan sağlar: What is Environmental Sustainability? Goals With Examples.
ESS zaten systems ve perspectives temelli bir ders; bir sorun, tek bir nedenin ürünü değildir, birbirine bağlı parçalardan oluşur. Law lens bu sistemi daha görünür yapar, çünkü “kim karar veriyor?” sorusu, sistemin sosyal ve politik düğüm noktalarını ortaya çıkarır.
Kısa bir örnekle düşün: Su kirliliği. Sistem bileşenlerini ayırınca tablo netleşir: kirletici kaynak (tarım, sanayi, evsel atık), alıcı ortam (nehir, göl), etkiler (eutrophication, balık ölümleri), paydaşlar (stakeholders, çiftçi, fabrika, belediye, halk), çözüm araçları (discharge permit, standard, monitoring). Law lens burada perspectives boyutunu ekler; örneğin tarım bölgesinde “ekonomik geçim” baskın bir bakış olabilir, şehirde ise “insan sağlığı” baskın olabilir. Aynı veriye bakan iki grup, farklı risk algısı geliştirebilir.
Bu tür çoklu bakış okumaları, IB’nin unifying ideas yaklaşımına uyum sağlar ve HL’de senin değerlendirmeni daha dengeli yapar. IB Diploma Programme’ın genel çerçevesi ve değerlendirme dili gibi konulara hızlıca bakmak isteyenler için okul bazlı bir örnek kaynak olarak şu kılavuz faydalı olabilir: DP Curriculum Guide 2025-26.
Environmental law, tek tip bir “yasaklar listesi” değildir; daha çok bir alet çantasıdır. ESS analizinde işini kolaylaştıran pratik sınıflandırma şudur: laws (kanunlar), permits (izinler), standards (standartlar), economic instruments (teşvik, vergi), international treaties (uluslararası antlaşmalar), ayrıca bunları sahaya bağlayan monitoring ve enforcement.
Bir vaka okurken şu kısa kontrol listesi, hangi aracı araman gerektiğini hatırlatır:
Aynı sorun, farklı araçlarla çözülebilir, ama bazı araçlar bazı sorunlara daha yatkındır. Örneğin endüstriyel deşarj için permit ve standard iyi çalışır, çünkü ölçüm yapılabilir. Biyoçeşitlilik için koruma alanı gibi “alan bazlı” araçlar daha etkili olabilir, çünkü habitat parçalanması bazen tek tek kirletici ölçümünden daha karmaşıktır.
Ayrıca güncel örneklerle düşünmek, ESS yazını gerçek hayata bağlar: EU Nature Restoration Regulation, Paris Agreement, tek kullanımlık plastik kısıtları, Inflation Reduction Act gibi örnekler, law lensin hem hedef koyma hem de uygulama zorluklarını tartışmak için iyi malzeme verir.
ESS’te çok puan getiren fark şudur: regulation var demekle yetinmezsin, enforcement kalitesini değerlendirirsin. Çünkü çevre hukukunda en yaygın sorun “metin iyi, saha zayıf” durumudur.
Kısa terim sözlüğü gibi düşün:
Peki neden sahada zayıflar? Üç neden çok sık çıkar: capacity (personel ve laboratuvar eksikliği), siyasi baskı (seçim, lobiler), kurumlar arası koordinasyon sorunu (yetki çatışması). HL’de law lensle yazarken bu nedenleri bir cümleyle işaretlemek bile, değerlendirmeyi “olgun” gösterir.
İklim uyumunun (adaptation) hukukla ilişkisini daha derin okumak isteyen HL öğrencileri, Harvard Environmental Law Review’da yayımlanan şu çalışmadan kavramsal çerçeve alabilir: FIVE PRINCIPLES FOR CLIMATE CHANGE ADAPTATION LAW. Metin zorlayıcı olabilir, ama giriş kısmı bile “yasa tasarımı” düşüncesini güçlendirir.
Atmosfer, okyanus, göç eden türler, hatta plastik atık akışları; bunların hiçbiri ülke sınırında durmaz. Bu yüzden international treaties, ESS’te “sınır aşan sorunların” temel aracıdır. Law lens burada iki gerilimi sürekli gösterir: national sovereignty (ülkelerin kendi karar hakkı) ve shared resources (ortak kaynakların korunma zorunluluğu).
Antlaşmaların güçlü yanı, ortak hedef dili kurmasıdır; zayıf yanı ise bağlayıcılık ve denetimin çoğu zaman sınırlı kalmasıdır. Paris Agreement gibi çerçevelerde ülkeler hedeflerini kendileri belirler, izleme ve şeffaflık mekanizmaları vardır, ama yaptırım kapasitesi her zaman aynı sertlikte değildir. Bu durum, ESS değerlendirmesinde “effectiveness var mı?” sorusunu “hangi koşullarda daha etkili olur?” sorusuna taşır.
Bu başlıkta HL öğrencileri için değerli bir bakış, antlaşma uygulamasının bir “kamu malı” gibi çalışması fikridir; yani herkes fayda sağlar, ama maliyeti paylaşmak istemeyebilir. Bu yaklaşımı akademik bir çerçevede görmek istersen, Santa Clara University’nin dijital arşivindeki şu çalışma yardımcı olur: International Treaty Enforcement as a Public Good. Buradan alacağın ana fikir, ESS yazında “denetim mekanizması yoksa uyum neden düşer?” sorusuna net bir açıklama eklemeni sağlar.
ESS’te law lens kullanmak, daha uzun yazmak demek değildir; daha hedefli yazmak demektir. Paper 2’de bir vaka geldiğinde, HL öğrencisi hukuk boyutunu sistemli kurar; SL öğrencisi ise aynı olayı anlatırken “hukuk ve yönetişim” kısmını kısa ama doğru ekler. Bu yaklaşım, Grade Boundary’yi yükselten şeyin “bilgi kalabalığı” değil, evaluation olduğunu hatırlatır.
HL için pratik hedef şudur: Her analizde bir “hukuk aracı” seç, sonra onu effectiveness ve equity ile test et. SL için hedef daha minimaldir: “Bu çözüm hangi regulation ile işler, enforcement nasıl olur?” diye iki net cümle kurmak çoğu zaman yeterlidir.
Sınav yazısını bir mini-argüman gibi kurduğunda, law lens kendiliğinden yerleşir:
Claim: Seçtiğin çevre yasası veya aracı neyi düzeltmeyi hedefliyor?
Evidence: Ölçülebilir bir gösterge söyleyebilir misin (emisyon, su kalitesi, tür sayısı, uyum oranı)?
Evaluation: Trade-offs var mı, unintended consequences görülebilir mi, hangi stakeholders etkilenir?
Son dokunuş: “works, for whom?” sorusunu bir cümleyle yanıtla, çünkü environmental justice buraya oturur.
Tek paragrafta bile karşı görüş ekleyebilirsin: “Bu regulation kirliliği azaltır, ama küçük üreticinin maliyetini artırabilir, bu da compliance’ı düşürebilir.” Bu tarz bir cümle, hem ekonomi hem hukuk hem de toplum boyutunu bağlar, ESS’in beklediği sentezi gösterir.
IA ve Extended Essay’de en sık hata, “çevre hukuku çok geniş” diye düşünerek çok büyük bir soru seçmektir. Oysa iyi bir research question, dar ve ölçülebilir olur, çünkü IA’da veri ve analiz seni puanlandırır.
İyi bir IA/EE sorusunda şu özellikler olur:
Etik ve veri erişimi kısmını da hafife alma; örneğin şirket verisine ulaşamazsan, sorunun çöker, ayrıca saha çalışmasında izin ve güvenlik sınırlarını bilmek gerekir. IA planlarken “ölçüm tasarımı” fikrini görmek için, bir üniversite çalışması olarak şu tez, değerlendirme süreçlerinin nasıl kurulduğuna dair fikir verir: Improving the Campus Sustainability Assessment Process.
Çevre hukukunu “iyi” ya da “kötü” diye etiketlemek yerine, ESS’te puan kazandıran yaklaşım şudur: Birkaç net kriter koyarsın, sonra örneği bu kriterlerle test edersin. Bu yöntem, her vakayı aynı mantıkla çözmeni sağlar, ayrıca HL’de law lensin hakkını verir.
Aşağıdaki kriterler, ESS düzeyinde hem pratik hem de güçlüdür: effectiveness, equity, feasibility, cost, time lag. Bir iki tanesini seçip derinleştirmek, hepsini yüzeysel saymaktan daha iyi sonuç verir.
Basit bir mantık yürütmesi kur: Bir plastik yasağı, kısa sürede atığı azaltabilir, yani effectiveness yüksek görünebilir; ama düşük gelirli haneler için alternatif ürünler pahalıysa equity sorunu doğabilir ve compliance düşebilir. Bu tek cümlelik denge, ESS evaluation’ın kalbidir.
Law lensle yazarken “risk dili” kullanmak, cevabı olgunlaştırır; yani sadece çözümü anlatmazsın, çözümün nasıl bozulabileceğini de söylersin.
Hukuk ve sürdürülebilir kalkınma ilişkisinin farklı açılardan tartışıldığı akademik bir derleme görmek istersen, American University arşivindeki şu sayı, farklı örnekler üzerinden düşünmeyi kolaylaştırır: Sustainable Development Law & Policy, Volume 10 Issue 1.
Environmental law HL lens, ESS’te seni “çözüm var” seviyesinden çözüm nasıl çalışır seviyesine taşır. Araçları (regulation, permit, standard, treaties) tanıyınca, her vakada daha hızlı ve daha temiz bir analiz kurarsın. Değerlendirme tarafında ise effectiveness, equity, feasibility ve time lag ile yazın netleşir; HL’de bu lens zorunlu bir bakış açısıdır, SL’deyse konu içinde kısa ve doğru kullanılmalıdır.
Bir sonraki adım olarak bir ESS konusu seç, aynı olayı law lens ile 5 cümlelik mini analiz yap, claim, evidence, evaluation ve “works, for whom?” sorusunu tek paragrafta tamamla; bu küçük alışkanlık, sınavda ve Internal Assessment ile Extended Essay yazımında fark yaratır.
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehri kirleten fabrikanın bacası sadece duman mı çıkarır, yoksa görünmeyen bir fatura da mı üretir? IB ESS’de environmental economics, tam olarak bu görünmeyen faturayı
Bir nehre atılan atık, bir gecede balıkları öldürebilir, ama o atığın durması çoğu zaman aylar, hatta yıllar alır. Çünkü çevre sorunları sadece “bilim” sorusu değil,
Şehirde yürürken burnuna egzoz kokusu geliyor, ufuk çizgisi gri bir perdeyle kapanıyor, bazen de gözlerin yanıyor; bunların hepsi urban air pollution dediğimiz konunun günlük hayattaki
Şehir dediğimiz yer, sadece binalar ve yollardan ibaret değil, büyük bir canlı organizma gibi sürekli besleniyor, büyüyor, ısınıyor, kirleniyor, bazen de kendini onarmaya çalışıyor. IB
IB ESS Topic 8.1 Human populations, insan nüfusunun nasıl değiştiğini, bu değişimin nedenlerini ve çevre üzerindeki etkilerini net bir sistem mantığıyla açıklar. Nüfusu bir “depo”
Bir gün marketten eve dönüyorsun, mutfak tezgahına koyduğun paketli ürünlerin çoğu, aslında üründen çok ambalaj gibi görünüyor. Üstüne bir de dolabın arkasında unutulan yoğurt, birkaç
Evde ışığı açtığında, kışın kombiyi çalıştırdığında ya da otobüse bindiğinde aslında aynı soruyla karşılaşıyorsun, bu enerjiyi hangi kaynaktan üretiyoruz ve bunun bedelini kim ödüyor? IB
Bir musluğu açtığında akan su, markette aldığın ekmek, kışın ısınmak için yaktığın yakıt, hatta telefonunun içindeki metal parçalar; hepsi natural resources (doğal kaynaklar) denen büyük
Gökyüzüne baktığında tek bir “hava” var gibi görünür, ama aslında atmosfer kat kat bir yapı gibidir ve her katın görevi farklıdır. IB Environmental Systems and