IB ESS HL Environmental Ethics: Anthropocentrism, Biocentrism, Ecocentrism
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
İklim değişikliğini bir evdeki su baskını gibi düşün; mitigation musluğu kısmaya, adaptation ise yere yayılan suyu yönetmeye benzer. IB ESS 6.3’te bu iki yaklaşımı karıştırmadan tanımlamak çok işine yarar, çünkü sınav soruları kadar Internal Assessment ve Extended Essay gibi çalışmalarda da “hangi çözüm, hangi koşulda daha mantıklı” sorusuna cevap vermeni bekler. Bu başlıkta resilience, vulnerability, greenhouse gases (GHG) gibi terimleri doğru kullanmak, değerlendirme (evaluate) sorularında puanı hızla yükseltir.
Bu yazıda mitigation ile adaptation arasındaki farkı günlük örneklerle netleştirecek, sonra da en sık kullanılan stratejileri artı eksi ve ölçütleriyle değerlendireceksin. En sonda da IB tarzı bir karşılaştırma şablonu ve IA, EE için ölçülebilir konu fikirleri bulacaksın.
Mitigation, iklim değişikliğinin “sebebine” gider; hedef, GHG emisyonlarını azaltmak veya atmosferdeki CO2’yi azaltacak süreçleri artırmaktır. Adaptation ise “etkiye” gider; hedef, sıcak hava dalgaları, sel, kuraklık, deniz seviyesi yükselmesi gibi risklerin zararını düşürmektir. İkisi rakip değil, aynı problemin farklı parçalarıdır, ama sınavda senden doğru bağlamı seçmen istenir.
Bunu günlük hayatla sabitleyelim: Okul servisinin egzozundan çıkan dumanı azaltmak için elektrikli araç seçmek mitigation’dır, aynı okul bahçesinde aşırı sıcak günlerde gölge alanları artırmak adaptation’dır. Biri emisyonu düşürür, diğeri maruziyeti ve zararı azaltır.
IB soruları çoğu zaman ölçeği de test eder, çünkü çözümün etkisi ölçeğe göre değişir.
“Hangisi daha uygun” sorusunda mantık genelde şuna döner: Risk kısa vadede artıyorsa adaptation kaçınılmazdır, ama uzun vadede riskin kökünü kesmek istiyorsan mitigation şarttır.
Bu terimleri 8. sınıf düzeyinde sade tutup teknik olarak doğru söylemek, cevaplarının omurgasını kurar.
Greenhouse gases (GHG): Atmosferde ısıyı tutan gazlardır, CO2, CH4 (methane) ve N2O sık örnektir. GHG artınca, Dünya daha fazla ısıyı içeride tutar.
Carbon sink: Net olarak karbon “alan” sistemdir. Ormanlar, sağlıklı topraklar ve bazı sulak alanlar (peatland) uzun süre karbon depolayabilir.
Carbon source: Net olarak karbon “yayan” sistemdir. Fossil fuel combustion (kömür, petrol, gaz yakımı) tipik bir kaynaktır, aynı şekilde orman yangınları da kısa sürede büyük salım yapabilir.
Karışmayı önleyen mini karşılaştırma: Orman büyürken genelde sink gibi davranır, orman kesilip yakıldığında ise source hâline gelir. Peatland kurutulup bozulursa depoladığı karbonu salabilir, yani sink’ten source’a dönebilir.
Resilience: Bir sistemin şoktan sonra işlevini sürdürme ve toparlanma gücüdür. Örneğin iyi tasarlanmış bir şehir altyapısı, sel sonrası daha hızlı normale döner.
Vulnerability: Bir topluluğun veya ekosistemin zarara açık olma düzeyidir. Aynı fırtına, sağlam konutlarda küçük hasar yaparken, zayıf binalarda yıkıcı olur.
Adaptation risk yönetimi için IPCC’nin afet ve aşırı olay risk çerçevesini anlamak yararlı olur, IPCC’nin SREX raporunun tam metni Harvard kütüphanesi arşivinde bulunuyor: Managing the Risks of Extreme Events and Disasters (IPCC SREX).
Zaman ölçeği burada belirleyicidir. Mitigation bugün başlasa bile iklim sistemi ataletlidir, yani geçmiş emisyonların etkisi bir süre daha devam eder. Aralık 2025 itibarıyla IPCC sürecine dair son bulgular, hızlı ve derin emisyon kesintileri ile birlikte CO2 removal ihtiyacını vurgularken, adaptation’ın da “şimdi” gerekli olduğunu söylüyor, çünkü birçok etki zaten yaşanıyor.
Risk mantığı şöyle işler: Mitigation zayıf kalırsa, daha sıcak bir dünyada adaptation’ın maliyeti yükselir, bazı bölgelerde seçenekler daralır. Buna karşılık bazı uyum adımları “no-regrets adaptation” sayılır, yani iklim riski beklenenden küçük olsa bile fayda üretir. Örneğin erken uyarı sistemleri, ısı dalgası planları veya su kaçaklarını azaltan altyapı iyileştirmeleri, birçok senaryoda işe yarar.
Mitigation ile adaptation arasındaki ilişkiyi kısa ve net anlatan iyi bir kaynak olarak MIT Climate Portal: Mitigation and Adaptation sayfasını kullanabilirsin, özellikle tanım cümleleri sınav diliyle uyumludur.
IB ESS değerlendirmesinde tek bir “en iyi çözüm” aramak yerine, her stratejiyi ölçütlerle tartmak beklenir: effectiveness, cost, feasibility, timescale, co-benefits, trade-offs. Aşağıdaki başlıklarda her grupta bir örnek, bir güçlü yön ve bir sınırlılık var.
Örnek: Elektrik üretiminde solar ve wind payını artırmak, binalarda insulation yapmak, ulaşımda public transport ve EV kullanımını büyütmek.
Güçlü yön: Emisyonu doğrudan düşürür, hava kirliliğini de azaltabildiği için sağlık co-benefits yaratır.
Sınırlılık: Renewables için intermittency (güneşin gece olmaması, rüzgârın durması) gerçeği vardır, bu yüzden storage ve grid yatırımı gerekir, ayrıca bazı bölgelerde hydro ve geothermal coğrafi sınırlarla karşılaşır.
Bu başlıkta hızlı puan getiren detay, “verimlilik” ile “yakıt değişimi” farkını söylemektir. LED’e geçmek efficiency’dir, kömürden güneşe geçmek energy transition’dır, ikisi birlikte olunca sonuç güçlenir.
Örnek: Reforestation ve forest protection ile carbon sink kapasitesini artırmak.
Güçlü yön: CO2 tutulmasına ek olarak biodiversiteyi, soil health’i ve su döngüsünü destekleyebilir.
Sınırlılık: Land competition (gıda üretimi, yerleşim, biyoyakıt baskısı) çatışma yaratır, permanence sorunu vardır, yangın ve hastalık depolanan karbonu geri salabilir, ayrıca monoculture plantasyonları ekosistem açısından risklidir.
Orman finansmanı ve koruma tartışmalarına arka plan için, ormanların iklim politikalarındaki rolünü ele alan Financing Global Forests (Eliasch Review) raporu faydalı bir referans olur.
Örnek: Cement ve steel gibi “hard-to-abate” sektörlerde bacadan CO2 yakalayıp yeraltında depolamak (CCS).
Güçlü yön: Elektrikleşmesi zor sektörlerde emisyonu düşürmek için seçenek sunar, kısa vadede bazı tesislerde uygulanabilir.
Sınırlılık: Cost yükselebilir, enerji ihtiyacı artabilir, depolama güvenliği ve uzun dönem izleme gerekir, ayrıca yanlış tasarlanırsa fosil yakıta bağımlılığı uzatabilir.
IB seviyesinde önemli nokta, CCS’yi “tek çözüm” diye yazmamak, daha çok “sektöre bağlı araç” diye çerçevelemektir.
Carbon tax: Karbon içeren yakıtları daha pahalı yapar, böylece price signal verir ve düşük karbonlu seçenekleri daha çekici kılar.
ETS: Toplam emisyona bir üst sınır koyar, izinleri alıp satma mekanizmasıyla azaltımı “en ucuz nerede oluyorsa” oraya iter.
Regulation: Standart koyar, örneğin bina yalıtım şartı veya araç emisyon sınırı getirir.
Artı: Politika araçları ölçeklenebilir, ulusal ölçekte hızlı sonuç üretebilir.
Eksi: Adalet boyutu yönetilmezse düşük gelirli grupları zorlayabilir, bu yüzden revenue recycling (geliri fatura desteği, toplu taşımaya yatırım gibi) gibi tasarımlar önem kazanır.
Uygulamada GHG azaltımı için politika seçeneklerini bir arada görebileceğin bir örnek çalışma olarak Rutgers bağlantılı rapor kullanılabilir: Achieving Greenhouse Gas Emissions Reductions (NJ policy options).
Solar radiation management (SRM), Güneş’ten gelen enerjinin küçük bir kısmını geri yansıtmayı hedefleyen fikirlerin genel adıdır.
Potansiyel fayda: Teoride kısa sürede sıcaklık artışını frenleyebilir.
Büyük riskler: Belirsizlik yüksektir, yağış düzenleri gibi bölgesel etkiler sorun çıkarabilir, yönetişim (governance) ve etik çatışmalar oluşabilir, ayrıca bir ülkenin kararı başka ülkeleri etkileyebilir.
IB diliyle güvenli cümle şudur: Bu yöntemler mitigation yerine geçmez, en fazla risk yönetimi tartışmasının bir parçası olabilir. Mitigation ve adaptation’ın birlikte ele alınması gerektiğini, iklim yönetişimi üzerinden anlatan akademik bir çerçeve için Holistic Climate Change Governance (Colorado Law Review) makalesi iyi bir arka plan sunar.
Adaptation’ı “etki listesi” üzerinden düşünmek kolaylaştırır: sea-level rise, heatwaves, floods, drought. Bu bölümde hedef hep aynı kalır, resilience artırmak ve vulnerability azaltmak. Her çözümün maliyeti, eşitsizlik riski ve maladaptation (iyi niyetli ama uzun vadede zararlı uyum) ihtimali akılda tutulur.
Örnek: Kıyıda sea wall inşa etmek veya nehir taşkınlarına karşı flood defenses kurmak.
Artı: Yüksek değerli kıyı bölgelerinde hızlı ve görünür koruma sağlar, belirli bir tasarım seviyesine kadar etkilidir.
Eksi: Cost ve bakım yüksektir, ekosistemleri bozabilir, riskin başka yere taşınmasına neden olabilir, ayrıca deniz seviyesi beklentiyi aşarsa kapasite yetersiz kalır.
Sınavda burada güçlü bir değerlendirme cümlesi şudur: Hard engineering, kısa ve orta vadede işe yarar, ama uzun vadede belirsizlik artınca esneklik azalabilir.
Örnek: Wetlands restorasyonu ile taşkın suyunu emen doğal tamponlar oluşturmak, nehir yatağını eski hâline yaklaştırmak.
Artı: Doğal tampon etkisi taşkın pikini düşürebilir, aynı zamanda habitat sağlar ve bazı sistemlerde carbon storage co-benefits üretir.
Eksi: Alan ihtiyacı vardır, restorasyon zaman alır, koruma devam etmezse kazanım geri gidebilir.
Bu yaklaşım, adaptation ile mitigation arasında köprü kurduğu için IB ESS 6.3’te sık kullanılan bir örnektir.
Örnek: Drought-resistant crops kullanımı, rainwater harvesting, damla sulama gibi efficient irrigation yöntemleri, su kayıp kaçaklarını azaltan yönetim planları.
Artı: Kuraklık riskinde gıda güvenliğini destekler, suyu daha verimli kullanır.
Eksi: Bazı çözümler daha fazla enerji kullanabilir, yeraltı suyu çekimini artırabilir, küçük çiftçinin teknolojiye erişimi sınırlı kalabilir.
Maladaptation örneği olarak, verimsiz sulama teşvik edilirse kısa vadede üretim artabilir ama su stresi büyüyebilir; sınavda bu tür trade-off cümleleri puan getirir.
Örnek: Heat action plans ile okulların çalışma saatlerini ayarlaması, green roofs ve ağaçlandırma ile gölge ve buharlaşma serinliği sağlanması, erken uyarı sistemleriyle riskli günlerde sağlık hizmetlerinin hazırlık yapması.
Artı: Heat stress kaynaklı sağlık risklerini düşürür, şehir yaşam kalitesini artırır.
Eksi: Eşitsizlik riski vardır, düşük gelirli mahalleler daha az yeşil alana sahip olabilir, klima erişimi sınırlı olabilir, bu yüzden planlama adalet boyutunu içermelidir.
Aralık 2025 itibarıyla IPCC’nin AR7 döngüsünde şehirler özel odak alanlarından biri olarak öne çıkıyor; bu da “urban adaptation” örneklerini ESS cevaplarında daha görünür hâle getiriyor.
IB ESS “evaluate” sorusunda tek bir strateji sıralamak yetmez, tartarak karar vermen beklenir. Cevabını kurarken şu kontrol listesini kullan, her maddeyi 1 cümleyle dokunduğunda paragrafın hemen derinleşir:
International bağlamı eklemek istersen, COP sürecinde ülkeler NDCs açıklayarak mitigation hedeflerini sunar, IPCC scenarios da (SSPs gibi) farklı gelecek yollarında risk ve emisyon eğrilerini tartışmak için kullanılır. Bu çerçeve, “politika niyeti” ile “sonuç” arasındaki farkı yazmana yardım eder.
6-8 cümlelik sağlam bir karşılaştırma paragrafı için basit plan:
Mitigation ve adaptation’ın birlikte düşünülmesi gerektiğini anlatan kısa ve anlaşılır bir özet için, MIT kaynağından aldığın tanım dili işini kolaylaştırır, ama paragrafın geri kalanını kendi örneğinle doldurman puanı yükseltir.
Bu fikirlerin ortak noktası, ölçülebilir veri üretebilmeleridir, yani IA kriterlerinde “kişisel katılım” ve “metod” kısmını doldurman kolaylaşır.
Okulun carbon footprint azaltımı (mitigation): Aydınlatma, ısıtma ve ulaşım kaynaklı emisyonları basitleştirilmiş bir modelle hesaplayıp, insulation veya LED dönüşümünün etkisini tartışabilirsin. Veri kaynağı olarak enerji faturası, derslik kullanım saatleri ve kısa anket kullanılabilir.
Şehirde ısı haritası ve ağaçlandırma etkisi (adaptation): Farklı mahallelerde öğle saatlerinde sıcaklık ölçümü yapıp, ağaç örtüsü ile urban heat island ilişkisini inceleyebilirsin. Veri kaynağı olarak sahada termometre ölçümü ve basit gölge yüzdesi tahmini yeterli olur.
Yağmur bahçesi (rain garden) uygulaması ve yüzey akışı (adaptation): Okul bahçesinde küçük bir alanda geçirgen yüzey tasarımı önerip, yağış sonrası birikme süresini karşılaştırabilirsin. Veri kaynağı olarak gözlem, fotoğraf kayıtları ve yağış sonrası ölçümler kullanılabilir.
Toplu taşıma kullanımının emisyonlara etkisi (mitigation): Okul topluluğunda ulaşım türlerini anketle ölçüp, senaryo değişimiyle emisyon farkını hesaplayabilirsin. Anket tasarımında basitlik önemlidir, örneklem büyüklüğünü gerçekçi tutarsın.
IA yapısına dair genel “Internal Assessment guidance” dili görmek istersen, okul düzeyinde paylaşılan bir rehber formatı için şu PDF işine yarar: INTERNAL ASSESSMENT guidance (FCPS).
IB ESS 6.3’te yüksek puan, mitigation ve adaptation’ı ayrı kutulara koyup sonra birlikte düşününce gelir. Mitigation için en az bir örnek ve artı eksi, adaptation için en az bir örnek ve artı eksi yazdığında, ölçek ve adalet boyutunu da ekleyince cevapların sınav diline oturur. Bugün okuduğun her stratejide, “effectiveness, cost, timescale” üçlüsünü aklında tutarsan Grade Boundary baskısı altında bile düzenli yazarsın. Şimdi yaşadığın yerde bir mitigation örneği ve bir adaptation örneği bul, sonra hangisinin neden seçildiğini tek paragrafta değerlendir.
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehri kirleten fabrikanın bacası sadece duman mı çıkarır, yoksa görünmeyen bir fatura da mı üretir? IB ESS’de environmental economics, tam olarak bu görünmeyen faturayı
Bir nehre atılan atık, bir gecede balıkları öldürebilir, ama o atığın durması çoğu zaman aylar, hatta yıllar alır. Çünkü çevre sorunları sadece “bilim” sorusu değil,
Şehirde yürürken burnuna egzoz kokusu geliyor, ufuk çizgisi gri bir perdeyle kapanıyor, bazen de gözlerin yanıyor; bunların hepsi urban air pollution dediğimiz konunun günlük hayattaki
Şehir dediğimiz yer, sadece binalar ve yollardan ibaret değil, büyük bir canlı organizma gibi sürekli besleniyor, büyüyor, ısınıyor, kirleniyor, bazen de kendini onarmaya çalışıyor. IB
IB ESS Topic 8.1 Human populations, insan nüfusunun nasıl değiştiğini, bu değişimin nedenlerini ve çevre üzerindeki etkilerini net bir sistem mantığıyla açıklar. Nüfusu bir “depo”
Bir gün marketten eve dönüyorsun, mutfak tezgahına koyduğun paketli ürünlerin çoğu, aslında üründen çok ambalaj gibi görünüyor. Üstüne bir de dolabın arkasında unutulan yoğurt, birkaç
Evde ışığı açtığında, kışın kombiyi çalıştırdığında ya da otobüse bindiğinde aslında aynı soruyla karşılaşıyorsun, bu enerjiyi hangi kaynaktan üretiyoruz ve bunun bedelini kim ödüyor? IB
Bir musluğu açtığında akan su, markette aldığın ekmek, kışın ısınmak için yaktığın yakıt, hatta telefonunun içindeki metal parçalar; hepsi natural resources (doğal kaynaklar) denen büyük
Gökyüzüne baktığında tek bir “hava” var gibi görünür, ama aslında atmosfer kat kat bir yapı gibidir ve her katın görevi farklıdır. IB Environmental Systems and