IB ESS HL Environmental Ethics: Anthropocentrism, Biocentrism, Ecocentrism
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Kafanda şu ses çok tanıdık geliyor olabilir: “Biyoçeşitlilik için tek tek case study ezberlemek zorunda mıyım, yoksa sadece kavramları bilmem yeter mi?”
Özellikle 2026 first assessment öğrencisiysen, yeni IB ESS syllabus ile birlikte bu soru daha da baskılı hissettirebiliyor, çünkü konu anlatımında “biodiversity” başlığı büyüdü, ama aynı anda “skills” ve gerçek dünya uygulamaları da öne çıktı.
Bu yazıda net bir şey yapacağız; biyoçeşitlilik case study’lerinin 2026 IB ESS formatında nerede karşına çıktığını, hangi düzeyde beklendiğini ve pratik olarak ne kadar ayrıntı bilmen gerektiğini adım adım açıklayacağız. Amacım, kafandaki belirsizliği azaltmak, panik seviyesini düşürmek ve sana uygulanabilir bir çalışma planı vermek.
Sonunda “Evet, bu iş yapılabilir ve aslında o kadar da korkunç değilmiş” diyebilecek bir noktaya gelmeni istiyorum.
2026 first assessment ile gelen yeni ESS syllabus, biyoçeşitliliğe hem SL hem HL düzeyinde daha geniş yer veriyor ve bunu yalnızca “bilgi” olarak bırakmıyor, aynı zamanda “skills” ve “application” ile birleştiriyor.
Content kısmında hâlâ şunları öğreniyorsun: biodiversity nedir, species diversity, genetic diversity, habitat diversity nasıl ölçülür, insan etkisi biyoçeşitliliği nasıl değiştirir, hangi conservation strategies uygulanır gibi temel başlıklar. Ancak yeni yapıda, bu içerik tek başına yeterli sayılmıyor.
Skills tarafında, data yorumlama, pattern fark etme, sistem düşüncesiyle yorum yapma ve gerçek dünya örneklerinden çıkarım yapma gibi beceriler öne çıkıyor. İşte burada case study devreye giriyor; artık “opsiyonel süs örnek” değil, yazılı cevabının iskeleti gibi çalışıyor.
ESS, klasik bir “sadece science” dersi değil, hem science hem social science tarafını bir arada tutan interdisciplinary bir ders, bu da sınavda yalnızca tanım yazmanın yetmeyeceği anlamına geliyor.
Biyoçeşitlilik öğrenirken species diversity, genetic diversity, habitat diversity gibi kavramları soyut düzeyde anlaman şart, fakat ESS’in felsefesi bunları gerçek bir orman, resif veya savanna üzerinden düşünmeni istiyor. İnsan faaliyetleri, ekonomik baskılar, politika kararları ve etik tartışmalar; hepsi aynı case içinde birleşiyor.
Örneğin korunan alanların başarısının tartışıldığı Beyond protected areas for biodiversity conservation gibi akademik çalışmalar, “protected areas her zaman yeterli mi” sorusuna daha derin, çok aktörlü bir bakış katıyor ve sen de Paper 2’de benzer mantığı daha kısa, sınav formatına uygun şekilde yansıtıyorsun.
Bu nedenle IB, “kavramı bil” aşamasını sadece başlangıç sayıyor, asıl hedefi “kavramı gerçek bir yer ve gerçek türler üzerinden uygula” noktası yapıyor.
Yeni değerlendirme anlayışında, case study’ler hem Paper 1 hem Paper 2’de beklenen kanıt türü haline geldi. Markscheme mantığını okuduğunda, yüksek band cevaplarda şu tip ifadeleri sık görüyorsun: “credit named example”, “credit specific species”, “allow reference to a named protected area”.
Yani sadece “protecting habitats can conserve biodiversity” yazdığında, markscheme seni genelde orta banda itiyor, ama “the Amazon Rainforest, where deforestation from cattle ranching threatens species such as jaguars” dediğinde, cümlenin aynı uzunlukta olmasına rağmen bir üst banda geçme şansın artıyor.
Büyük resimde IB, ESS öğrencisinin haber başlığı okur gibi değil, gerçek saha örnekleri üzerinden değerlendirme yapabilmesini istiyor. Bu da pratikte şunu getiriyor: Case study kullanmayan cevaplar, özellikle evaluation gerektiren sorularda tam puana ulaşmakta zorlanıyor.
Teknik olarak, “adını vermek zorundasın” diye yazan bir kural yok; ama yüksek bir IB ESS puanı hedefliyorsan, biyoçeşitlilik case study’leri fiilen zorunlu hale geliyor.
Bunun sebeplerini sınavın iki ana kâğıdı üzerinden netleştirmek daha anlaşılır oluyor.
Paper 1 genellikle sana hazır bir case veriyor; grafikler, haritalar, kısa metinler ve data üzerinden sorular soruyor. Bu bölümde çoğu zaman “kendi bildiğin case study’yi” yazmak zorunda değilsin, fakat kısa karşılaştırma ya da “another example” isteyen sorularda elinde hazır 3–5 case olması cevaplarını güçlendiriyor.
Paper 2’de ise tablo tamamen değişiyor, çünkü burada uzun cevaplı, command term içeren sorular öne çıkıyor. “Evaluate”, “Discuss”, “To what extent” tarzı sorularda, biyoçeşitlilik ve conservation başlıkları altında case study yazmak neredeyse her zaman avantaj sağlıyor.
Mesela şöyle bir soru düşün:
“Evaluate the effectiveness of protected areas in conserving biodiversity.”
Bu soruya “protected areas are good because…” diye genel cümlelerle girdiğinde, cevap yüzeyde kalıyor. Ama “in the Amazon Rainforest, protected areas have slowed deforestation in some regions, yet illegal logging and cattle ranching still reduce habitat connectivity” dediğinde, tartışman bir anda gerçek dünyaya bağlanıyor.
Benzer şekilde Kenya coral reefs örneğiyle “tourism pressure” ve “tragedy of the commons” kavramlarını bağlayabilir, Integrated management of Kenya’s coast gibi çalışmaların ana fikirlerini kısaca yansıtarak marine protected areas değerlendirmesi yapabilirsin.
Markscheme açıklamalarında sıkça “credit specific examples”, “named case study gains additional credit” tarzı notlar görürsün ve bunlar boşa yazılmıyor. Bu ifadeler, senin Level 2 band yerine Level 3 ya da Level 4 band’a çıkabileceğin noktaları gösteriyor.
Düşük band cevaplar genelde kavram anlatımıyla sınırlı kalıyor, örneğin “biodiversity is threatened by habitat loss and pollution”. Orta bandda yorum ekleniyor, “this can reduce genetic diversity and make species more vulnerable”. En yüksek bandda ise aynı cümleler, net bir yer ve tür ile birleşiyor ve “habitat loss in South Africa’s grasslands due to agriculture reduces habitat for endemic plant species” gibi cümlelere dönüşüyor.
Grade Boundary kavramı burada devreye giriyor; 5 ile 6, ya da 6 ile 7 arasındaki fark bazen sadece “örneklerin ne kadar tutarlı ve somut olduğu”yla belirleniyor. Özellikle 6–7 aralığında, iyi oturmuş case study’ler notunu bir üst banda çeken görünmez kaldıraç gibi çalışıyor.
İyi haber şu ki, her case study için sayfalarca tarih ve istatistik ezberlemen gerekmiyor, daha çok doğru iskeleti bilmen önemli. Bir biyoçeşitlilik case study’si için genelde şu parçalar yeterli oluyor:
Bu düzeyde hazırlanmış 3–5 case study portföyü, syllabus’taki çoğu biodiversity ve conservation sorusunu güvenle karşılamanı sağlar. Yani mesele yüzlerce örnek ezberlemek değil, az sayıda örneği derin ve esnek kullanabilecek kadar iyi tanımak.
Burada sana dev bir “case study listesi” vermekten özellikle kaçınacağım, çünkü önemli olan akıllı seçim yapmak. Hem global hem local örnekler kullanarak, farklı ekosistemleri ve farklı conservation yaklaşımını kapsayan küçük ama güçlü bir portföy hedeflemek daha mantıklı.
Kendine şu soruyu sorabilirsin: “Bu case study’yi hem Paper 2’de hem Internal Assessment’te hem de belki Extended Essay için kullanabilir miyim?”
Amazon Rainforest, biyoçeşitlilik konusunda neredeyse “klasik” bir case; yüksek species diversity, carbon storage, indigenous communities ve deforestation baskısı tek yerde birleşiyor. Deforestation’ın cattle ranching, soy farming ve illegal logging ile ilişkisini, ayrıca protected areas ve sustainable forestry denemelerini bilmek çoğu soruda işine yarar. Amazon’daki ormanların finansmanı ve korunması üzerine hazırlanan Climate Change: Financing Global Forests raporu, arka plandaki ekonomik boyutu anlaman için faydalı bir çerçeve sunuyor.
South Africa, megadiversity kavramını, mining ve agriculture baskısını ve güçlü national parks sistemini birleştiren çok güzel bir örnek oluşturuyor. Biodiversity conservation in South Africa gibi çalışmalar, koruma hedefleri ile kalkınma baskısını bir arada ele alıyor ve Paper 2’de evaluation yaptığında argümanlarını desteklemeni kolaylaştırıyor.
Kenya coral reefs ise overfishing, tourism impact, coral bleaching ve marine protected areas kavramlarını aynı potada toplayabileceğin zengin bir case; tragedy of the commons anlatmak için de son derece uygun. Kenya kıyılarında bütüncül yönetim ihtiyacını anlatan Integrated management of Kenya’s coast raporu, coastal ecosystem yönetimini sosyal ve ekonomik aktörlerle birlikte ele alan iyi bir kaynak.
Bu global örneklerde detaylara boğulmak yerine, tehditler, paydaşlar ve kullanılan yönetim stratejilerine odaklanman sınav açısından yeterli olur.
Sadece uzak ve “ünlü” ekosistemler üzerinden gitmek yerine, yaşadığın ülkeye yakın bir forest, wetland, grassland veya marine ecosystem seçmek hem akılda kalıcılığı artırır hem de cevaplarına özgün bir tat katar.
Örneğin, yakınındaki bir milli park, doğal sit alanı veya kıyı sulak alanını case study olarak seçebilirsin. Eğer Internal Assessment için sahaya çıktıysan, topladığın species data’sını, gözlemlerini ve insan etkisine dair notlarını sınavda mini case study gibi kullanman mümkün.
Üniversite kampüslerinin bile ayrıntılı biyoçeşitlilik envanteri tutulabiliyor; Biodiversity of the Colorado State University lands raporu, tek bir kurum arazisi içinde bile habitat çeşitliliği ve conservation düşüncesinin nasıl ele alınabildiğini gösteren güzel bir örnek. Sen de kendi şehrindeki benzer küçük ölçekli çalışmalardan ilham alabilirsin.
Bazı sorular, direkt olarak habitat değil, species üzerinden ilerliyor; insan–fauna conflict, poaching, illegal trade ya da captive breeding gibi başlıklara odaklanıyor. Bu yüzden en az bir iki species-based case study hazırlamak mantıklı.
Tiger, elephant veya sea turtle gibi tanıdık türler üzerinden; habitat loss, poaching, conflict with farmers, tourism pressure gibi tehditleri ve CITES, protected areas, community-based conservation, ecotourism, captive breeding gibi çözümleri bir arada yazabileceğin kısa taslaklar oluşturabilirsin.
Movement corridors üzerine yapılan Meta-analysis on corridor efficacy gibi çalışmalar, habitat fragmentation ve connectivity kavramlarını tür odaklı tartışmana bilimsel bir temel sağlar; sen bunu sınavda sadeleştirilmiş, sınav diline uyarlanmış şekilde kullanabilirsin.
Case study araştırırken internette kaybolmak çok kolay, bu yüzden kendine net bir filtre koymak işini ciddi anlamda kolaylaştırır. En sağlıklı yol, önceliği kendi öğretmeninin verdiği handout’lara, textbook’a ve IB’nin resmi materyallerine vermek, interneti ise destekleyici katman olarak kullanmaktır.
Online tarafta özellikle .edu uzantılı sitelere yönelmek iyi bir filtre işlevi görür. Örneğin korunan alanların sınırlarını ve başarı sorunlarını tartışan Beyond protected areas for biodiversity conservation ya da coral reef bleaching üzerine hazırlanan Worldwide coral reef bleaching cycle gibi akademik kaynaklar, ders notlarındaki kavramları gerçek araştırma örnekleriyle birleştirmene yardım eder.
Ancak unutma, sınavda uzun alıntılar değil, bu kaynaklardan süzdüğün basit, net ve kendi cümlelerinle yazılmış case özetleri gerekiyor.
Şimdi işin study skills kısmına geçelim; çünkü çoğu öğrenci “Case study önemli, bunu anladım ama hepsini nasıl akılda tutacağım?” noktasında tıkanıyor.
İyi bir haber var: Yapı kurduğunda, örnek sayısı seni boğmuyor, tam tersine daha yönetilebilir hale geliyor.
Her case study’yi aynı şablonla çalıştığında, beynin “hangi bilgiyi nereye koyacağını” bildiği için recall çok daha hızlı hale gelir. Defterinde veya dijital notlarında şu 5 başlığı sabit tutabilirsin:
Her case için bu beş başlığı doldurduğunda, sınavda “Bu örnekte threat neydi, hangi yöntem kullanılmıştı?” sorularını çok daha hızlı hatırlarsın.
Sadece düz yazı notlara bakmak bir süre sonra yorucu hale geliyor, bu yüzden görsel araçlar kullanmak hem motivasyonu hem kalıcılığı artırıyor. Biyoçeşitlilik case study’lerini mind map, tablo ve renk kodlarıyla birleştirmek özellikle “compare” ve “discuss” soruları için ciddi avantaj sağlar.
Örneğin aşağıdaki gibi basit bir comparison table hazırlayabilirsin:
| Case study | Ecosystem type | Main threats | Key strategies |
|---|---|---|---|
| Amazon Rainforest | Rainforest | Deforestation, agriculture, logging | Protected areas, sustainable forestry |
| South Africa | Grassland/sav. | Agriculture, mining, habitat loss | National parks, community conservation |
| Kenya coral reefs | Coral reef | Overfishing, tourism, coral bleaching | Marine protected areas, tourism regulation |
Bu tabloya baktığında, “threats” sütununda kırmızı kalem, “strategies” sütununda yeşil kalem kullanmak, beynine görsel bir kod verir; daha sonra sınavda “compare two strategies used to conserve biodiversity in different ecosystems” dendiğinde, bu tablo adeta zihninde açılır.
Mind map ile de ortada “Biodiversity conservation” yazıp, etrafına “Amazon”, “South Africa”, “Kenya coral reefs”, “Endangered species case” gibi baloncuklar ekleyerek, her birinden threats ve strategies dalları çıkarabilirsin.
Son aşamada mutlaka exam-style practice yapman gerekiyor, çünkü bilgiyi bilmek ile onu 8–10 dakikalık bir cevaba dökmek aynı şey değil.
Kendine küçük yazma egzersizleri belirleyebilirsin, örneğin 5 veya 8 dakikalık süre tutarak şu tip sorulara cevap yazmak:
Her seferinde tek bir case study kullan, command term’e (Explain, Discuss, Evaluate) dikkat et ve kısa bir evaluation ile bitirmeye çalış. Bu küçük drill’ler hem Paper 2 için hız kazandırır hem de Internal Assessment ve Extended Essay için hangi örnekleri daha rahat kullandığını görmeni sağlar.
Zaman içinde fark edeceksin, aynı Amazon veya Kenya coral reefs örneğini farklı sorularda farklı açıdan kullanabildiğinde, aslında 3–5 case study’nin bile ne kadar esnek bir araç haline geldiğini hissedeceksin.
Yazının başındaki soruya geri dönelim: “Do I need to know case studies for biodiversity in ESS?”
Kısa ve dürüst cevap şu; hayır, kural kitabında sana tek tek case study sayısı dayatılmıyor, ama yüksek seviye cevaplar, sağlam evaluation ve rahat bir Grade Boundary geçişi istiyorsan, biyoçeşitlilik case study bilgisi neredeyse vazgeçilmez hale geliyor.
İyi haber, yüzlerce örneğe ihtiyacın yok; farklı ekosistemleri ve yöntemleri kapsayan 3–5 iyi seçilmiş, sabit bir şablonla yapılandırılmış case study portföyüyle hem Paper 1 hem Paper 2 hem de Internal Assessment ve Extended Essay için çok güçlü bir temel kurabilirsin.
Şimdi çok basit bir adımla başlayabilirsin; bugün bir global biyoçeşitlilik case study’si (örneğin Amazon veya Kenya coral reefs) ve bir local ekosistem seç, yukarıdaki 5 maddelik şablona göre kısa notlar çıkar ve ilk mini exam-style cevabını yaz.
Zamanla göreceksin, case study’ler gözünü korkutan ezber listeleri olmaktan çıkıp, seni 6–7 bandına taşıyan en güçlü kozların haline gelecek.
Bir ormanın kesilmesine “evet” ya da “hayır” demek kolay görünebilir, ama IB Environmental Systems and Societies (ESS) içinde önemli olan kararın kendisi değil, neden o
Bir nehri kirleten fabrikanın bacası sadece duman mı çıkarır, yoksa görünmeyen bir fatura da mı üretir? IB ESS’de environmental economics, tam olarak bu görünmeyen faturayı
Bir nehre atılan atık, bir gecede balıkları öldürebilir, ama o atığın durması çoğu zaman aylar, hatta yıllar alır. Çünkü çevre sorunları sadece “bilim” sorusu değil,
Şehirde yürürken burnuna egzoz kokusu geliyor, ufuk çizgisi gri bir perdeyle kapanıyor, bazen de gözlerin yanıyor; bunların hepsi urban air pollution dediğimiz konunun günlük hayattaki
Şehir dediğimiz yer, sadece binalar ve yollardan ibaret değil, büyük bir canlı organizma gibi sürekli besleniyor, büyüyor, ısınıyor, kirleniyor, bazen de kendini onarmaya çalışıyor. IB
IB ESS Topic 8.1 Human populations, insan nüfusunun nasıl değiştiğini, bu değişimin nedenlerini ve çevre üzerindeki etkilerini net bir sistem mantığıyla açıklar. Nüfusu bir “depo”
Bir gün marketten eve dönüyorsun, mutfak tezgahına koyduğun paketli ürünlerin çoğu, aslında üründen çok ambalaj gibi görünüyor. Üstüne bir de dolabın arkasında unutulan yoğurt, birkaç
Evde ışığı açtığında, kışın kombiyi çalıştırdığında ya da otobüse bindiğinde aslında aynı soruyla karşılaşıyorsun, bu enerjiyi hangi kaynaktan üretiyoruz ve bunun bedelini kim ödüyor? IB
Bir musluğu açtığında akan su, markette aldığın ekmek, kışın ısınmak için yaktığın yakıt, hatta telefonunun içindeki metal parçalar; hepsi natural resources (doğal kaynaklar) denen büyük
Gökyüzüne baktığında tek bir “hava” var gibi görünür, ama aslında atmosfer kat kat bir yapı gibidir ve her katın görevi farklıdır. IB Environmental Systems and